SEYYAR TORBALAMA ÜNİTESİNDE İŞE BAŞLADIM
Toros Gübre’de üç vardiya şeklinde çalışıyordum. Ustam Sami Özdemir’in vardiyasında bordman olarak görev yapıyordum. Bilgisayar gibi bir pano, ünitenin tüm işleyişini görüyor; aksaklıklarda müdahale ediyordum. Saat başı kantar katına çıkarak yapılan üretim sayaçlarını alıp hesap ediyor, vardiya sonunda da ne kadar üretim yaptıysak deftere not ediyordum. Ceyhan’daki Toros’un bekar lojmanında kalıyordum. Oda arkadaşım Ayas’tan Adnan Vay ve Yalak köyünden bakımcımız rahmetli Adil Cerit’ti.
Yengem Melek bana uygun bir kız bulmuş, “İlla evlendireceğim,” diye tutturmuştu. Arkadaşım Cevdet Güven’i de alarak Ceyhan’a kızı görmeye gitmiştik. Kızı beğenmiş, evlenmeye karar vermiştim. O zamana kadar zaten beyaz eşyalarımı alıp Ayas’taki evimizde üst kata koymuştum. Toros’tan aylık aldığımda Caymazlara gidiyor, muhakkak taksitle buzdolabı, fırın gibi bir şeyler alıyor, taksitle ödüyordum. Ama evlilik kolay değildi; daha bunun altını var, mobilyası, perdesi, ev kiralaması vardı. Abim, kız tarafını tanıyor diye Özel İdare Müdürü’ne giderek, “Kız istemeye birlikte gidelim,” demiş, o da “Tamam,” demişti. Ama kız tarafına da gidip, “Ben gelip isteyeceğim ama siz vermeyin; çocuk tam bir terörist, dağlarda yetişmiş,” demişti. Kız istemeye gidildiğinde kayınbabam, “Oğlan için ‘terörist’ diyorlar ama ben araştırdım,” demiş; kız isteme olumlu olmuştu. Kız tarafının isteklerini alarak ayrılmış, annem ve ablalarım sayesinde çoğunun üstesinden gelmiştik.
Ben Toros’taki maaşla zorlanacağım için seyyar torbalamalar ortaya çıkmıştı. Türkiye’nin limanı olan yerlere gemiler ithal gübre getiriyor; limana kurulan seyyar torbalama sayesinde en yakın TKK veya Zirai Donatım Kurumlarına gübreler sevk edilecekti. Ben; Taşucu Limanı’na elektrik enstrümancı Eyüp usta, mekanikçi Niyazi Dursun ve Fabrika Müdürü A. Tuncer Mutlu ile Mersin sanayisine giderek torbalama için seyyar bant rampaları yaptırıp Taşucu SEKA Limanı’na girdik. Seyyar torbalamayı arkadaşlarım kurmaya başladılar; ben de Silifke’ye giderek kalacak işçiler için ev arayışına girdim. Toros’tan gelen ranzalar yerleştirilerek işçilerin kalacağı yer ayarlandı. Anlaşmalı bir lokantada da yemek yenecekti.
Liman vinçleri gemi ambarlarındaki gübreyi çıkartıyordu. Loder vasıtasıyla torbalama bantlarına dökülen gübre, iki konteynerden oluşan seyyar torbalamanın üst katına bantlar vasıtasıyla geliyordu. Üst kattaki kırıcıdan geçen gübre, bir alt kattaki kantar katına geliyordu. 50 kg’a ayarlanan gübre, aşağıdaki personelin boş çuvalı takmasıyla dakikada 20 torba düşüyordu. Yürüyen bantlar vasıtasıyla dikişçiye gelen torbalar, ağızları dikilerek yürüyen bantlar sayesinde kamyona doluyordu. Hamal ve puantör sayesinde sayılarak her 15 dakikada bir kamyon dolup çıkıp gidiyordu. Toros’tan 60 müteahhit elemanı gelmiş, bunları iki vardiyaya ayırmıştım. 12 saat şeklinde mesaili bir şekilde çalışıyorlardı. Toros’ta müteahhit elemanı 40 lira alırken burada aylıkları 100 lirayı bulmaktaydı. Kadrolu personelin mesaili kartlarını ben yazıyor; cumartesi ve pazar da girince şefimiz Atilla Özkuşaksız’a imzalatıp Toros muhasebesine gönderiyordum. Atilla Bey’in bana yaptığı iyiliği unutamam; benim Anadolu Üniversitesi İş İdaresi Bölümünde okuduğumu öğrenmiş, sınavların yakın olduğu zaman beni Taşucu’nda kaldığı otele göndererek ders çalışmamı sağlamıştı.
Gelen işçiler iki vardiya şeklinde çalışıyordu. Torbalamadan kadrolu olarak ben ve bakımcı Mehmet Sungur arkadaşım vardı. Biz günün her saatinde giderek çalışmayı kontrol ediyorduk. Bir de vardiya mühendisimiz Samim Miroğlu vardı. Gübre alacak kamyon Horoz Nakliyat’a gelir, kaç ton alacaksa evraklarını hazırlar, gümrük kapısındaki Toros Pazarlama’ya gelir, fişini alarak bantlara yanaşır; gübreyi puantör sayarak kamyonu doldurur ve gönderirdi. Bazen Pazarlama ile bizim fişler bir tutmuyordu. Pazarlama’nın orayla aynı çıksın diye ilerleyen zamanda puantör koymuştuk ama o arkadaş kötü niyetli çıkmıştı. Herkes Maltepe içerken o Marlboro içiyor, harcaması değişiyordu. Lokantada yemek yerken farklı şeyler gelince o hemen benden önce “Abi, benden,” diyerek dikkat çekiyordu.
Bir gün 06 plakalı bir tır bantlara yanaşmış ama girmemişti. Şüphelenmiştim. Vardiya değişimini beklemiş, vardiya değişirken girmişti. Puantör “Kaç ton alıyorsun?” diye sormuş, fişe bakınca 30 ton yüklenmeye başlanmıştı. Tır yarım olduğunda tıra çıktım, fişi kontrol ettim: 30 ton. Şoföre “Horoz Nakliyat’ın evraklarını getir,” dedim: 18 ton. Adam 12 ton fazladan çalıyordu. Tırı dışarı alarak Samim Bey’e bildirdim. Yapan puantör gelip “Ne olacak?” dediğinde, “Gümrük sahasından mal çalmaktan seni içeri atarlar, tırı da gümrük sahasına bağlarlar,” demiştim. Puantör yok olmuş, tır da üç gün sahada kaldıktan sonra gitmişti.
Oradaki farklı bir anım: Ünitede elektrik arızası olmuş, bayağı uzun sürmüştü. Bantlar ilerisinde kamyonlar sıralanmış, arızanın giderilmesini bekliyorlardı. Kamyonların altında uzanarak kimi sıcaktan yatıyor, kimi kahvaltı yapıyordu. Öğlene doğru arıza giderilmiş, kamyonlar hareketlenerek bantlara girme çabasına girmişlerdi. Kamyoncu, altta yatan oğlunu görmeden üzerinden geçip ezmişti. Bir baba için çok zor bir olaydı; savcı gelmiş, cenaze kaldırılmıştı.
Orada aldığım bir mesaili aylıkla Ceyhan’a gelip nişanlım ve kayınvalidemi almış, Adana’ya gidip Ankara Mobilya’dan peşin alışveriş yapmıştım. Büyük Saat’in oradan da taksitle perde diktirmiştik. Taşucu’nda altı ay çalışmam, benim evlilik yolumu bayağı açmıştı. Geldiğimde Eken Düğün Salonu’nda nişanım olmuş; Toros otobüs göndererek Yumurtalık’tan misafirleri Ceyhan’a nişana getirip geri götürmüştü. Buradan Personel Şefimiz Ömer Sönmez’e teşekkür ederim. Nişanımda toplanan takılara abim, “Benim masrafım oldu,” diyerek el koymuştu.
Evlenmek için daha çok paraya ihtiyacım olduğundan, mesaili çalışmak için Taşucu kapandığından Mersin Limanı’na gelmiş, oradaki seyyar torbalamada çalışmıştım. Daha sonra Mersin’de Akgübre içine geçtik. Artık hangi limana gemi yanaşırsa oraya gidiyordum. İzmir Aliağa Habaş İskelesi’ne gitmiş, oradaki gemiyi iki ay çalışarak boşaltmıştık. Seyyar torbalamada mesaili çalışmak benim de işime yarıyor, Toros’ta çalışsaydım evlenmek için para biriktiremezdim. Daha sonra Toros’a dönmüş, devamlı gündüz çalışarak torbalamanın yazı işlerinde çalışmaya başlamıştım. Sabahleyin önce depolara giriyor, üretim miktarı veya iskeledan gelen gübre miktarını alıyor; daha sonra Torbalama 1, 2, 3’ün üretimlerini çıkarıp şefim S. Sultanoğlu gelmeden masasının üzerine tüm dokümanları koyuyordum.
Muhittin Uyalhas