YUMURTALIK’IN TARİHCESİ BÖLÜM-2
5-AYVALIK MAHALLESİ(KIRS)
Aslında köyün adının ‘Ayva’ ile ilgisi var mıdır? Orası belli değil. Ama yaşlılar köyün kuruluşundaki adının ‘Avluk’ olduğunu açıklıyorlar.
Köyün kuruluşunda yapılan ilk evlerin duvarında Rumi 1285 yazısı okunuyor, ki bunun karşılığı miladi 1868 yılına denk gelir. Hac dönüşü Yörük aşiretinin köye geldiği veya Yüreğir ovasından bir şekilde Yörüklerin gelerek köyü kurdukları hakkında bilgiler var. 1950 yılında köyün adı Ayvalık olarak resmiyet kazanır.
Tarihin gerçeğinde ise köyün kurucuları 19. yy. ortalarında Çukurova’nın geniş bir bölümünü istila ederek yurt tutan Bozdoğan aşiretidir.
Daha sonra diğer Yörük obaları da parça parça gelerek köye yerleştiler. Köyün kurucuları olan Mulla Mehmet, Karaağa, Ağfakı, Mezdalar, Vayvaylar, Halilhocalar, Öküzlüler adını şöhret olarak taşıyanlardır. Bunlar 1934 soy ismi kanunu ile Bozdoğan, Mezda, Kıllı, Soydal, Ayhan, Vural, Dağlar, Dilki adını aldılar.
Köye ilkokul 1948 yılında açılır. Köyün vekil öğretmenliğini yapan Mustafa Asım Hocanın köylülere güzel yazı ve matematik öğretmesindeki üstün başarısından sonra Adana Valiliği asaletini onaylamıştır. Köylüler Asım Hocanın kendilerine kazandırdığı bilgi ve tecrübeleri hiç unutmuyorlar.
Köyde okuma yazma oranının % 90’ı bulmasından ve büyük şehirlere okumak için gitmelerinden dolayı okumuş yüksek eğitim görmüş çok sayıda insanı vardır. Köyün bulunduğu arazide sulama göleti yapılmış olup seracılık ve tarım gelişmişti. Bozdoğan aşiretinden kalan geleneksel kültürel değerler korunmaktadır.
Başka bir rivayete göre köyün daha önceki adı Avluk’muş. Köyün bulunduğu alan avı bol olan bir yöreymiş. Buraya avlanmaya gelirlermiş. Bu nedenle buraya “Avluk” denmiş.
Daha sonra 1970 yılında “Ayvalık” olarak değiştirilmiş. Ama hala halk arasıda “Avluk” olarak bilinmektedir, söylenmektedir. Bir tane deresi var, orası da buranın adıyla “Avluk Deresi” olarak anılmaktadır.
6-DEMİRTAŞ MAHALLESİ(KIRS)
Köyün ilk kuruluşu ve isminin kaynağı hakkında yeteri kadar belgeye sahip olunmadığı için yöre insanları Temirtaş Dede ile ilgili bir olaydan bahsederler.
Yaşlıların anlattığına göre köyün ağası hacca gider. Onun geride Temirtaş isminde bir çobanı vardır. Ağanın hanımı bir gün çobana “Ağan olsaydı içli köfteyi çok severdi.” der. Çoban da “Sen hazırla, ben götürürüm.” cevabını verir. Ağanın hanımı pişirir.
Çoban bir demir kaba koyarak köfteleri Hicaz’a kadar götürür ve Ağaya verir. Ağa, hac dönüşü köylülerine “Beni karşılamayın, Temirtaş Dede’yi karşılayın.” diye söylenir ve köyün adı da bu olaydan kalır.
Aslında ise tarihi belgelere göre 14. yüzyılda Memluklular zamanında Ayas’ı fethe gelen Memluklu Devletine bağlı Türk asıllı bir kumandanın adıdır, Temirtaş. Aynı isimle yerleşim yerinde yüzyıllardır yaşadılar.
Temirtaş köyünün kuruluşunda 1877–1878 Osmanlı–Rus savaşından sonra Bulgaristan taraflarından göç yaparak gelenler 1911 yılında köyün kuruluşuna öncülük ettiler.
Onları 1937 yılında Aydın’ın Dazgır taraflarından gelen Horzum aşiretinin köye geliş yerleşmesi izler. Daha sonra Niğde taraflarından gelen Karahacılı, Aydın ve İzmir taraflarından gelen Tekeli, Antalya taraflarından gelen Burhanlı ve Konya’dan gelerek yerleşen Hayta aşiretinin bir karmasıdır.
Köyün başlıca geçim kaynağı tarım ve seracılıktır. Köylüler Yörük kültürünü geleneksel olarak devam ettirir. Demirtaş deresi, ziyaretin yanından geçtiği için bu isim verilmiştir. Cino Tepesi, Cino lakaplı bir adamın burada yel değirmeni varmış, bundan dolayı bu tepeye Cino Tepesi ismi verilmiş.
Kamışlı Sırtı; derelerde kamış çok olduğu için bu isim verilmiştir. Çakmak Tepe, çakmak taşı bulunduğu için bu isim verilmiştir. Taşlı Tepe; çok taşlı olduğu için bu isim verilmiştir.
7-DEVECİUŞAĞI MAHALLESİ(KIRS)
Adından da anlaşılacağı üzere “develerin peşinden koşan” Yörüklerin kurduğu bir köydür. Yumurtalık körfezinin kıyısında, ilçe merkezine 25 km uzaklıktadır.
Köyün arazisi içinde Kamışlıdere, Acıdere, Milili, Karacanlıdere, Tekerekgöl, Kocayatak, Berdiligöl, Tesbihli Kulak adını taşıyan yerler vardır. Köyün 3 km batısındaki Milili adını taşıyan yerde eski bir antik kentin kalıntısı olabilecek yapı izlerine rastlanmıştır. Köyün denize bağlantılı yerinde iki km uzunluğunda, 300 metre eninde çamlık bir alan vardır.
Yumurtalık sahillerine kadar uzanan otlaklık alan tarihin başından beri göçebe toplulukların yerleşim alanı içine girmişti. Deveciuşağı köyünün ilk yerleşenleri olarak Yüreğir ovasından koyunları ve develeri ile gelip yerleşen Koyuncu Hacı ailesi olarak gösterilir. Aynı ailenin soyadı Bozdoğan’dır.
Osmaniye tarafından gelen Tecirli ailesi de aynı köye yerleşmiş ‘Acartay’ ve ‘Zorkun’ adını almışlardır. Yine Yörük asıllı Turalı ailesi, Antalya taraflarından geldiği ileri sürülen Ceritler, Sarıtekeli, Sarıçam yöresinden gelen Kozanlı aşireti de aynı köye yerleştiler.
Köyün ortak sosyal yapısı yaz mevsiminde Toros dağlarına çıkan kışın ise ovaya inen Yörüklerin bir arada olmasına dayanır. Köyün 25.000 dönümü bulan arazisinin yaklaşık 15.000 dönümü tarıma uygunluk gösterir. Köyün ilk adının da Hüsniye adında bir kadından dolayı Hüsniye olduğu açıklanıyor. Köyün ilkokul binası 1955 yılında hizmete açılmış, asfalt yola 1982 yılında kavuşmuştur. Köyün geçim kaynağı seracılık, çeşitli tarım ürünleri ve balıkçılıktır.
Köyün ileri gelenlerinden Durmuş Turaççı ve Halil Develioğlu’nun I. Dünya ve Kurtuluş savaşına katılmalarından dolayı İstiklal Madalyası aldıkları biliniyor.
Bu bilgilerin kaynağı Deveciuşağı Köyü İlkokul Müdür Sayın Halil Bulmuş’un köyü hakkında 1993 yılında hazırlamış olduğu rapordur. Köyde Göztepe ve Giritli tepesi bulunur. Göztepe, köyü buradan gözetlenebildiği için bu isim verilmiştir. Girit adasından üç kişi gelip buraya yerleşmiştir. Bu yüzden bu isim verilmiştir.
8-DERVİŞİYE MAHALLESİ(MERK)
Dervişiye Mahallesinin Kurucuları Derviş Abdurrezzak efendidir.Aslı Libya-Traplusgarp ve Bingazi ‘den gelme Erzinler ile yakın akrabalardır. (1850-1900)
Mahalleye ilk yerleşenlerAşkarlar,Erdenler,Tosunlar,Vay’lar(Kadirli Vayvaylıdan gelme)Tosunlar,Durmazlar.Mucu Mustafa(Duran)
Aydın Yöresinden gelen Bozdoğanlar ve Kayseri Pınarbaşı, Sarız yöresinden gelen Avşarlardı.
Okyanuslar diğer bir adıyla Su tanrısı “Posedion Mozaikleri” Dervişiye Mahallesinde bulunmuştur.
9-GÖLOVASI MAHALLESİ(KIRS)
Yumurtalık lisesinin doğusunda ve deniz kıyısına yakın yerdedir. Köy yakınlarından akan Kızlarsuyu deresinin ismiyle kurulan köy daha sonra dere yatağının şişmesi ve göle benzemesi sonucu Gölovası adını almıştır.
Köyün arazisi içinde Kazankaya ve Kocadağ adında iki yer vardır. Köyün kuruluşu 1870’li yıllarda Dörtyol taraflarından gelen Karakahyalar ailesi ile Göksün taraflarından gelen Avşarlar ve Niğde’den gelen Yörüklerin kurmuş olduğu köydür.
Köye ilkokul 1959 yılında açılmış, o tarihten beri eğitim kademelerini atlayarak göreve gelen yetişmiş insanları vardır. Deniz kıyısındaki mahallesinde balıkçılık, tarım arazilerinde de seracılık ve diğer tarım ürünleri yetiştirilmektedir.
HACIMÜMİNLER MEZRASI
Köyün kurucusunun ismiyle anılması ve geçmişte Yörük olarak bilinmeleri dolayısıyla sosyal yapıda da göçebelikten yerleşik hayata geçişin derin izleri vardı.
Osmanlı döneminde Yörüklerin en fazla yaşadığı Antalya taraflarından Orta Toroslar ve Çukurova’ya gerçekleşen göçler sonrası Bahşiş Yörüklerinin lideri olan Hacı Mümin Ağa, şimdiki köyün bulunduğu arazide 1916 yılında arazi alır, çiftlik kurar ve yerleşir.
Daha sonraları 1945’ten sonra diğer akrabaları da aynı köye yerleşirler. Köye civarda ‘Bahşişli’ denildiği de ifade edilmektedir. Yörüklerin yerleşik hayata geçmelerinden sonra ormanların kesilmesi, tarla açılması yüzünden hayvancılık önemini kaybetmiş, seracılık ve mevsimlik tarım ürünleri ekilmeye başlanmıştır.
Seracılığın gelişmesi, köyde traktör ve biçer ile uğraşanların sayısının fazla olması dolayısıyla köylülerin önemli bir kısmının gelir düzeyi yüksektir.
Mezranın, 1965 yılında Hacı Onbaşı adındaki birinin evinin bir odasını dershane olarak vermesini, daha sonra da 5 dönüm arsa vererek ilkokul yapımına yardımcı olmasını unutamıyorlar. Adı geçen şahsı saygıyla hatırlıyorlar.
10-HAMZALI MAHALLESİ(KIRS)
Osmanlı’nın son zamanlarında başlayan savaşlar, toprak kayıpları, göçler dolayısıyla 1926 yılında Selanik yöresi Türkleri ‘mübadele’ (karşılıklı göç) dolayısıyla Çukurova’ya, Yumurtalık yakınlarındaki Hamza Bey adındaki bir şahsın çiftliğinin bulunduğu topraklara gelerek yerleştiler ve aynı isimle köy kurdular.
Köyün içindeki Çatalyapı adı verilen yerde Erzin taraflarından Ayas antik kentine su getiren kemer ayaklarının kalıntılarının bulunması oldukça önemli. Hamzalı Köyü İlkokul Müdürü Sayın İsmail Olpak’ın 1993 yılında yaptığı araştırma sonuçlarına göre yakın zamanlara kadar ayakta kalan su kemerlerinden iki ayak 1992 yılında yıkılmıştır.
Köyün Yumurtalık, Ceyhan arasında bağlantıyı sağlayan karayolu kıyısında bulunması dolayısıyla ulaşım sorunu yoktur.
Hamzalı köyündeki sosyal yapının temeli ‘muhacirlik’ kültürüne dayanır. Selanik’ten gelenler ve 1934 yılında aldıkları soy isimleri:
Turnalar (Özer), Alimanlar (Baştorun), Paşalar (Gürses), Köseler (Köseoğlu), Çarıkçılar (Karataş), Hancılar (Çetinbakış), Gadişler (Karlıdağ), Macolar (Demirbaş), Onbaşılar (Demircan), Memkalar (Özkan), Çakırlar (Akkır), Başçavuşlar (Aksoy), Emin Onbaşılar (Gündoğan), Boşnaklar (Taşkın), Karaosmanlar (Karadağlar)…
Hamzalı köyüne 1954 yılında ilkokul açıldı. Köyün okur yazar oranı oldukça yüksektir. Tarım oldukça gelişmiş olmasına rağmen sulama sorunu vardır. Köyün batısı boyunca uzanan Uyuz dağları ya da halk arasındaki ismiyle Duman Dede dağları ile çevrilidir.
Duman Dede ismi burada bulunan Duman dede adında bir yatırdan gelmektedir. Bedros Tepesi; bu da Ermeni asıllı bir şahsiyetin isminden gelir.
11-HAYLAZLI MAHALLESİ(KIRS)
Köy hakkındaki bilgilerimizin kaynağı 1993 yılında İlkokul Müdürü Sayın Mustafa Maya’nın köy araştırmasıdır. Sayın Maya’nın araştırmalarına göre; “Haylazlı köyünün ilk adı Muradiye imiş.
Bundan kaç yıl önce olduğu bilinmemekle beraber Adana Valisi Bahri Paşa, köylüler iskan olsun diye, bağ yetiştirsinler diye köylülere bağ çubuğu verir. Bir süre sonra köye bağları kontrol etmeye gelir. Bahri Paşa çubuklara bakar ki ne görsün, çubukların hiçbiri bitmemiş. Bu konuyu çok merak edip çubuğun birini çekip köküne bakar ki uçları köylüler tarafından yakıldıktan sonra toprağa dikilmiş. Vali bunun üzerine köylülere dönüp, ‘Siz haylaz insanlarsınız, bundan böyle sizin köyünüzün adı Haylazlı olacak.’ der. Bundan sonra köyün adı da Haylazlı olur.”
Aslında haylazlı köyünün adı Çukurova tarihinde ilginç bir sosyal tepkiyi de çağrıştırıyor. Osmanlı’nın Duraklama Döneminde yüzyıllardır süren kaç-göç, kovgun (çatışma), devlete başkaldırma olaylarından sonra 1865 yılında Çukurova’da göçebeleri zorla da olsa toprağa yerleştirme kararı alındı.
Çukurova genelinde Osmanlı Padişahı Abdülaziz zamanında başlatılan iskan olayları 1860’lı yıllarda Adana Valisi Halil Paşa, daha sonra Abidin Paşa ve Bahri Paşa (1898–1908) zamanında da devam eder.
Davudi dağının eteğinde bir tarafı da Uyuz dağına bakan Haylazlı köylülerinin ilk toprağa yerleşenleri Bozdoğan aşiretinden kopup gelerek yerleşenlerdir. Yörüklük dönemindeki kışın ovaya, yazın ise serin Toros dağları yaylalarına gitme olayına devlet eliyle birdenbire yasaklamalar getirilince tepki olarak insanlar ‘bağ çubuklarını’ yatkıları rivayet olunur.
Haylazlı köyünün kuruluşuna daha sonra yine Yörük olan Sarı osmanoğulları Alabaş hocalar, Köseliler, Andırınlılar (Karlıoğulları, Karaduranlar, Lökler, Üçomarlar, Dörtleroğulları) aileleri yerleştiler.
Köyün tarım arazisi oldukça verimli olmasına rağmen sulamanın yetersiz olması en büyük sorundur. Köylüler kendi aralarında kurdukları Balıkçılık Kooperatifi sayesinde önemli gelir elde etmektedirler. Sahilde çadır turizminin de ortamı bulunması ilerdeki yıllarda önemli bir gelir kaynağı olacağına işarettir.
Haylazlı köyüne 1953 yılında ilkokul açılması dolayısıyla ve köylülerin de okumaya önem vermesi yüzünden yüksekokul bitirmiş, yetişmiş çok sayıda insanı vardır.
Çevredeki yer isimleri Uyuz dağı taşlı ağaçsız olduğu için bu isim verilmiştir. Hardal deresi, Duran deresi, Uyuz deresi, Hayatlı deresi, Ayran deresi. Bu isimler yanlarındaki tarlalara göre verilmiştir.
12-KALDIRIM MAHALLESİ(KIRS)
Yumurtalık ilçesinin batısında Dalyan’a sahili bulunan merkezi nüfusu 2500 civarında. Ekonomik ve kültürel hayatı canlı bir beldedir.
İlk yerleşenler 19. yüzyıl ortalarında Bozdoğan aşiretine mensup Yörükler oldu. Evlerinin üzerini otla örtüyorlardı, adına da Kaldırım diyorlardı. İsmi de oradan kalmıştır. Bir başka görüşe göre de sahile yakın olmasına rağmen yüksekçe bir yerde bulunduğundan Kaldırım adını almıştır.
Ceyhan nehri ile sınırları, Yumurtalık’a isim veren dünyada ünlü Yeşil kaplumbağalarının yaşama bölgesi, balık üretimi için yumurtlama, yavru balık üretim bölgesidir. Deniz ile bağlantılı sahile Yelkuma adı verilir. Dalyan kıyısı boyunca uzanır. Rüzgarın esişi ile birlikte kumların devamlı yer değiştirmesine tanık olunur. Dalyan bölgesinde her çeşit kuşun üremesi için de şartlar mevcuttur.
Kaldırım Beldesinin tarih içinde kurulup gelişmesinin arka planında Yörük topluluklarının göçebelikten yerleşik hayata geçişi olayı yatar. Bozdoğan aşiretine bağlı ailelerden sonra Suriye’den Antalya’ya ve oradan da Kaldırım’a yerleşen İnce Araplı kabilesi, sahile yakın yerdeki Kızılılgın’a yerleşen (1936 yılında) Aydınlı Yörükleri, Aynalı, Kaçar Yörükleri de aynı yere yerleşmişlerdir. Bunlar içinde Aynalı adını taşıyan aile, yürüklük zamanında deve havutlarına ayna takanlar oldukları için sülale ismini de Aynalı olarak almışlardır. 1941 yılında ilkokul açılması dolayısıyla okuma yazma oranı yüksektir. Yetişmiş çok sayıda insan görev alarak ülkenin kalkınmasına öncülük etmişlerdir. Kaldırım’da 15.000 dekar sulu, 25.000 dekar da kıraç arazi vardır. Seracılık ve tarım üretimi oldukça gelişmiş bir durumdadır. Topraklarının verimli olması dolayısıyla üretim artışı fazladır.
Kaldırım’da yaşayan insanlar kendi geleneksel kültür ve yaşama tarzını bir şekilde sürdürüyorlar. Genç kız ve kadınlar halı ve kilim dokuyarak ihtiyaçlarını karşılıyor. Köyün doğusunda Kızılılgın, kuzeydoğusunda Mortepe dağları, kuzeybatısında Körtepe, güneyinde Cinlipınar tepesi, güneydoğusunda Hacıpamuk ovası, Seyhan ırmağı batısındadır.
13-KALEMLİ MAHALLESİ (KIRS)
Karaman Türkmenlerinden oluşan büyük bir halk kitlesinin Osmanlı Toprağı Balkanların çeşitli bölgelerine yerleştiler. 1907 yıllarında Yunanistan’ın Selanik Şehrinde Türkmenlere karşı yapılan baskılar artınca bir takım huzursuzluklar yaşanmaya başladı.
1912 Yılında Birinci Balkan Savaşlarında devamlı toprak kaybeden Osmanlılar, Selanik’te başlayan iç huzursuzluk nedeniyle Meriç Nehri üzerinden filikalar ile Anavatan Topraklarına çeşitli yollardan göçler başladı.
Hamdi ağa,Fehim Yüce ağa,Salim oğulları,Mümin Ağalar Yine Kırgır denilen Balıkçı tekneleri ile aylar,yıllar süren bir macera yolculuğuna başlarlar.Karaman’da Deniz olmadığı için İskenderun Körfezin de Küçük Yumurtalık Köyü,Kalemli Deresi denilen yerde gece ay ışığında karaya çıkmaya çalışırlar.Gemi kaptanına “Kesuk dan sür kaptan”yolcuları deniz tutmuş(kusuk da sür Kaptan)
Sabahın gün ışığıyla zaptiyeler Fransız Askerleri çıkartma yapmış diye gözaltına almak isterler. Sonradan Göçmen Türkler olduğu anlaşılınca yardımcı olmaya çalışırlar. Dağın eteğinde Pınar başında iskân edilirler.
1956 Yılında ikinci bir göç dalgasında ise Zülküf Çetin Ağa,Muhacir Hüseyin,Aşık Yakup Hoca Ağa gibi isimlerde kara yolu ile gelerek Kalemli de iskan edilirler.
Küçük Yumurtalık Köyünün bir mahallesi olarak hayatlarını idame ettikten sonra nüfus artışıyla; Kalemli Köyü Muhtarlık statüsü kazanırlar.
Kalemli ismi nereden geldi?Tekneyle Karaya çıktıklarında Dere kenarlarında zakkum bitkisi bol miktarda vardı.İskan olduklarında Zakkum dallarından örgüler yaparak ve çamur toprakla sıvayarak ev yapmışlar ve de sanatkar usta insanlar oldukları için Zakkum çubuğundan kalem yaparlarmış.Köyün ismi de;”KALEMLİ “olarak kalmış.
Kaynak;Yılmaz Yüce
14-KEMALPAŞA MAHALLESİ(MERK)
Yumurtalık Belediyesinde meclis üyesi olan Rıza Kayak’ın anlatımlarına göre; dedelerimizin bizlere söylediklerine göre; Denizli Çivril ve Aydın yöresinden gelerek Çukurova bölgesine yerleşmeleri hiçde kolay olmamış.
Karahacılı aşireti aydın yöresinden Çukurova ya gelene kadar, Toros Dağları geçitlerini tutan eşkiyalara çıkın içinde altın verirlermiş. Çıkınlar bitince de sürüden koyun keçi haraç vererek geçitleri aşarlarmış.
Konargöçer aşireti yüklerini develer ile taşırlarmış. Niğde üç kapılar Çamardı yaylasından Temirtaş Köyünün güney doğu bölgesinde en tepe noktası “Uzunkeli “Denilen yerde gece kondu yaparlar.
Yazın Çukurovada hava sıcaklığı ve otlakların kuruması nedeniyle hayvanlarını her yıl yaz aylarında Niğde ili Üç Kapılar, Çamardı yaylasına otlakiyeye giderlermiş. Sonbaharda tekrar Çukurovaya dönerlermiş. Yaklaşık bu Otlakiye göçü 150 yıl sürmüş.
Karahacılı aşiretine mensup Osman Salıç,Ramazan Eynur,Akif Kayak.Veli Gökce,İsmail Seyhan(Helimeceoğlu), İsmail Salıç(Yaylagülü),Duran Ağca,İbrahim Salıç,Mustafa Kayak,Yirik Hasan,Arap Hasan Mamak Kemalpaşa Mahallesine ilk yerleşen kişilerdi. Kemal paşa Mahallesinin kuruluşu Akdeniz mahallesinden daha önceydi.
15-KESMEBURUN MAHALLESİ(KIRS)
Yumurtalık Merkezine en uzak Köy, Büyükşehir Yasasından sonra da Kesmeburun Mahallesi statüsü kazanan yerleşim alanında Aydın yöresinden (Deli)Durdu Bozdoğan veElazığ,Palu yöresinden Gelen (Zaza Kürt) Abdi Sever köyün ilk kurucuları olduğu söylenir.
76 seçmeni bulunan mahallede yaşayan halkın geçim kaynağı Tarım ve hayvancılıktır. Nüfusunun az olmasından öte Çok eski bir yerleşim alanı olduğu anlatılır.
Roma Döneminden günümüze kalma köprü kalıntılarının bulunduğu mahalle, Ceyhan Nehrine yakın olması nedeniyle Çukurova da ilk turfanda ürün burada yetiştiği nakledilir.Kaynak;Abdil Özlü.Kesmeburun Muhtarı.
16-KIRMIZIDAM MAHALLESİ(KIRS)
Köy, adını kırmızı toprakla yapılmış evlerin damından alır. Mahallesi olan Şeyhganim ise adını zamanında yaşamış olan Ganim isimli hocanın isminden alır. Çevresinde Domuz tepe vardır. Buraya bu ismin verilme sebebi, ırmak taşınca domuzların buraya toplanmasıdır.
17-KUZUPINARI MAHALLESİ(KIRS)
Köyün bilinen ilk ismi Tahiriye’dir. Tahir Bey’in adından geldiği hakkında bilgiler var. Tahir Bey, Bozdoğan aşiretinin bey ailesinden gelen bir şahıs olsa gerek. 19. yüzyıl sonlarına doğru Bozdoğan aşiretinden kopan ve Yumurtalık yöresine gelen Yörüklerin kurduğu köy, daha sonra devlet tarafından adı değiştirilerek Kuzupınarı olmuştur.
Köyün yerleşim alanı içinde Zeynepli, Hacımüminler, Hacıhüseyinler ve merkezde Tahiriye olmak üzere 4 mahallesi vardır. Mahalleler kurucularının isimlerini taşımaktadır. Kuzupınarı’nın kuruluşuna katılan başlıca aile toplulukları; Bozdoğanlar, Çingiller, Selçular, Kırgızlar (Sarı), Hasandedeler (Anaç), Samsalar, Gosturlar (artukarslan)’dır. Mazı tepesi mazı ağacının çok olmasından dolayı bu isim verilmiştir.
Buradaki Zeynepli mahallesi çok kuzu beslediği için Kuzupınarı denmiş. Davuptepe, Kurtuluş Savaşı sırasında çeteler davulla haberleştikleri için bu isim verilmiştir. Atizi, bu mevkide bir kayanın üzerinde at izi olduğuna inanılmaktadır.
18-NARLIÖREN MAHALLESİ(KIRS)
Bundan 100 sene önce ilk yerleşildiğinde nar ağaçları mevcutmuş. Çevre de ören kalıntılarıyla birleşince adını Narlıören olarak almıştır. Çevrede Ese dağı, Dımışlı tepesi, Kamışlı deresi (Bahçelik) bulunmaktadır. Andırin ve Kadirli’den gitmişlerdir.
19-ÖREN MAHALLESİ(MERK)
Yumurtalık Merkez Mahallelerinden Ören Mahallesi ile ilğili bir bilğiye ulaşamadık.Kayseri ve Aydın Bölgesinden gelen Avşar ve Bozdoğan aşiretine mensup;
Duranlar,Çetinler,Münir Halil Güneş, Çavuş Vay,Arife Yiğit (Dörtyol),Hassı Selattin Başaran,Antekeli Mahmut, Türkerler,Şöför Hasan,Mucu Cabbar , Sönmezler,,Nazmi Akkale,Adanalı Mehmet ,Erzinler,Kumburlular,Ahmetçikler,Gündüzler,Kocatepeler,Küçükler,Gündüzler,Kocatepeler, Mahalleye ilk yerleşenlerdir.
Mahalle sınırları Küpdereden başlar,Ptt.cad.,Eski Hükümet Konağında son bulur.Güneyinde Tuzla bulunuyor.Tarihi antik buluntular olarak”Eros Mozaikleri” At sırtında balık avlayan(Hippo Campus) mozaikleri Ören Mahallesi sınırları içerisinde dir.
Eros(Hippo Campus) Mozaiklerinin bulunduğu sahada Halk Hem serinlemek ve hemde Mesire alanı olarak halk oraya çıkarlarmış. Ören Mah.İsmini buradan almış olabileceği ve başka bir anlatıma göre de mahallede (Kazak ören yaşlı bir kadın yaşarmış.) Halk tarafından çok sevilirmiş.Kaynak;Murat Şavk.Sema Duran.
20-SUGÖZÜ MAHALLESİ(KIRS)
Adından da anlaşılacağı üzere kaynak sularının bol çıkmasından isim almıştır. Köyün içinde Acısu, Kızlarsuyu adını alan iki su kaynağı ve Boyalıdere adında bir su yatağı vardır. Acısu’ya deniz suyu karıştığı ve tuzlu olduğu için bu ismi almıştır. Kızlarsuyu’nun halk arasında anlatılan hikayesine göre “Bir düğün alayı giderken gelini taşıyan at su içinde dengesini kaybeder. Gelin suya düşer, boğulur ve ölür. İsmine de Kızlarsuyu derler.”
1930’lu yıllarda Sugözü’nün bulunduğu yerde kışlamak üzere gelen Yörükler köy olmaya karar verdiklerinde devlet tarafından “Hunutlu” ismi uygun görülür ve Ceyhan’a bağlıdır. 1957 yılında Yumurtalık ilçesinin kurulması üzerine 1961 yılında Sugözü adıyla bu ilçeye bağlanır.
Sugözü köyünde Tekeli, Karahacılı, Horzum, Çakallı, Burhan Yörük aşiretleri yaşar. Köyün arazisinin engebelik, kıraç olması dolayısıyla hayvancılık ve tarım geçim kaynağıdır. Ancak son yıllarda Sugözü termik santralinin köy sınırları içinde kurulması çalışmalarının başlaması üzerine topraklar değerlenmiş, ekonomik hayatta bir canlanma görülmüştür. 1957 yılında köyde ilkokulun açılmasıyla da eğitim hayatı canlanmıştır. Boyalıdere de Boyalı aşiretinin reisi öldüğü için bu isim verilmiştir. Kızlarsuyu bu dereden geçerken bir gelin öldüğü için bu isim verilmişti. Acısu, suyu acı olduğu için.
21-YENİKÖY MAHALLESİ(KIRSAL)
Osmanlı’nın Dağılma Döneminin en büyük acılarını vatanlarını, topraklarını göç etmek zorunda kalan muhacirler çekti. 93 Harbi olarak da bilinen 1877–1878 Osmanlı–Rus savaşından sonra Bulgaristan yöresinden yüz binlerce Türk asıllı muhacir Anadolu’ya geldi. Bunlar için Osmanlı yönetimi ‘iskan’ politikası izleyerek uygun yerlere yerleştirdi hacı Aşık ile Hoca Abdi de 96 muhacirleri olarak Anadolu’ya Çukurova’ya gelenler arasındaydı. Bir süre kendilerine uygun yerleşim yeri aradılar. 1905 yılında Bulgaristan’ın Razgrad şehrinden Çukurova’ya gelen muhacirlerin ilk yerleşim yeri Hacı Kevik denilen yer oldu. 1936 yılındaki göç dalgasıyla Anadolu’ya gelen göçmenlerden bazı aileler kendileriyle aynı kültürü paylaşan Yeniköy’e geldi. 1950 yılındaki göç ile yine gelenler oldu, Yeniköy’e.
Kürt Reşolar ailesi ile Şam tarafından gelen Yörük aileler de köye yerleştiler. Köyün beyaz badanalı, bahçelerinde çiçeklerin boy attığı temizlik kültürüne büyük önem verilen Yeniköy’de yaşayanlar kısa zamanda tarım alanında önemli üretim yaparak geçimlerini sağladılar.
Köyün kuruluşuna katılan aileler; Kahya soyadını alanlar (Hafız Osmanlar, Hacı Hüseyinler, Selim Ağalar), Doğan soyadını alanlar (Beytullah Ağalar, Hüsnü Ağalar), Ünallar (Yusuf Onbaşılar), Nur soyadını alanlar (Hacıoğulları) ile Pınar, Dağ, Yılmaz, Coşkunlar, Çankaya, Aysu soyadını taşıyanlar köyde yaşarlar.
Dini inanç ve geleneklerine sıkı sıkıya bağlı olan muhacirler, köye geldiklerinde 1920’li yıllarda cami yaptırdılar. 1946 yılında da ilkokul açılarak eğitim hayatı canlanmıştır.
Yeniköy’lü olup da köyün tarihi kültürü hakkında geniş bilgilere sahip olan Yaşar Kahya’nın açıklamalarına göre “1938 yılında Beyrat’tan gelen bir Ermeni, Yeniköy sınırları içinde bulunan arazisini parselleyerek köylülere satmıştır.” Köyde nüfus artışı, okuyanların ve çalışmak isteyenlerin büyük şehirlere göç etmesi yüzünden neredeyse köyün kuruluşuna katılan ailelerin yeni nesillerinin 3/4’ü köyden ayrılmışlardır. Çoğunluğu Adana’da yaşamaktadır. 1990’lı yıllarda yenilenerek yaptırılan caminin önünde köyün kurucusu olan Hafız Kasım ile Hafız Osman’ın mezarları vardır.
22-YEŞİLKÖY(SAADİYE) MAHALLESİ(KIRS)
19. yüzyıl ortalarında Osmanlı ülkesinin hemen her yerinde göçler ve yer değiştirmeler olmaktadır. Suriye’nin Osmanlı’ya bağlı olduğu zamanlarda Lazkiye taraflarında yaşayan Şıh Hasan kabilesi şimdiki Yeşilyayla’nın bulunduğu yere, Ceyhan nehrinin Akdeniz’e döküldüğü alana yerleşir.
Yazın sıcakları, sıtma başta olmak üzere çeşitli hastalıkların tehdit etmesi, kamış ve sazdan yapılan sağlıksız evlerde yaşama yerleşik hayatın başlıca sorunlarıdır.
Biz zaman sonra Osmanlı kumandanlarından Sait Paşa köye gelir, konaklar, köylülerin yerleşmesine yardımcı olur. Araziler ıslah edilir. Tarımda önemli gelişmeler yapılır ve köy Sait Paşa’nın adından dolayı Saidiye adını alır.
Köyde sakız ağaçlarının da bulunmasından dolayı halk arasında Sakızağacı adıyla da tanınır. Yumurtalık’ın ilçe olmasından sonra da Yeşilyayla adıyla yeni ilçeye bağlanır. Köyde ağaçlandırma, tarım alanlarını ıslah çalışmaları başarıyla sürer.
Susuzluk köyün başlıca sorunudur. Buna rağmen eğitimde önemli atılımlar ve nüfus artışının hızlı olması, sağlık hizmetlerinin de gelişmesi dolayısıyla 1988 yılında yapılan referandum sonucu belediyelik olur. Köyde yetiştirilen başlıca tarım ürünleri arpa, buğday, pamuk, salçalık biber, soya fasulyesi, yerfıstığıdır.
Adana’ya her gün düzenli minibüs seferleri vardır. Yumurtalık Belediyesinin tahsis ettiği otobüs ile de ilçe ile ulaşım bağlantısı sağlanır. Cuni tepesi daha önceden üzerinde yaşamış olan kabilenin adını almıştır. Gölcihan suyunun esas kaynağı Ceyhan olduğu için bu ismi almıştı. Hım gölü köyün hemen yanında olduğu için bu ismi almıştır.
23-KÜÇÜK YUMURTALIK MAHALLESİ(KIRS)
Ayas köyüne iki buçuk km. uzaklıkta bulunan geniş araziye sahip ve deniz yakınında Yumurtalık namıyla bir köy ve köyün önünde dikkate alınmaya layık bulunmayan ve eski Ermenilerden kalma eserlerden birtakım bina harabesi bulunmakta.(Osmanlı Tahrir kayıtları)
Körfezi gözetleme kulesi olarakta görev yapan bu yapı Küçük Yumurtalık Köyünün en tepe yerine inşa edilmiş ve yakınında da Ermenilere ait Mezarlıklar bulunmaktaydı.
Cumhuriyetin ilanından yıllar sonra burasına ilkokul yapılması için tesviye sırasında eski yapılar erozyona uğramış ve 1964 yıllarında birçok yaşlı Ermeniler ellerinde haritalar ile buralarda kazılar yaptığı nakledilmekte.
1909 Tarihlerinde Ermeniler Fransız ve Rusların kışkırtmasıyla isyan çıkardıkları ve Osmanlı hükümdarlarının 1915 Techir fermanı ile Lübnan’a gönderildikleri biliniyor.
Yumurtalık(Köyü) Mahallesinden Selattin Öztoprak,Babası Durmuş Ali Öztoprak’tan duyduklarını şöyle anlattı;
Köyümüzün 2.Mil açıklarında Bir Fransız Destoroyerinin(savaş gemisi) battığını ve birkaç gün sonra 9.Fransız askerinin ölüsünün deniz sahiline çıktığını ve cesetler Köylüler tarafından Köy mezarlığının arka kısmına bir noktaya defin edildiğini söyledi.
Günümüzde Yerel Balıkçılar tarafından”Fransız Batığına” ava gidiyorum lafı yaygındır. Hatta Kordinat olarak Balıkçılar kendi aralarında Batığın doğusu, kuzeyi diye tarif ederk konuşurlar.
Bazı kaynaklara göre;Çukurovanın Türkleşmesi ve islamiyete girmesiyle İran,Horasan Bölgesinden Iğdır yöresine göç edenler.Osmanlı Patişahı Yavuz Sultan Selim’in Aydın Bozdoğan,Kayseri Sarız,Pınarbaşı yerleşkelerine gönderildiği rivayet olur.
Çukurovanın tamamen İslamlaşmasından sonra,Kayseri ve Aydın yöresinden Bozdoğan ve Avşar lar Toroslardan Çukurova düzlüklerine inerek konar göçer hayvanlıkcılık yaparlar.
Tarsus,Yumurtalık ve Kadirli gibi yeşil alanlara yerleşen Bozdoğan ve Avşarlar”Fırka-i İlahiye ordusunun,”Çukurova da Göçebeleri Toprağa yerleştirme Çalışmalarında Küçük Yumurtalık Karataş Tapur ve Sarımsaklı denilen deniz ile nehrin birleştiği yeri mekan tutarlar,
Sivrisinek ve sıtmadan rahat edemiyen Halk Zeytinbeli Sinek çıkmaz tepesine göç ederler, Cumhuriyetin ilanından sonra”Bataklıkların Kurutulması ve Sıtmayla mücadele projesi” başarılı olunca Halk Küçük Yumurtalık Deniz sahilini mesken tutarlar. Yaklaşık 1980 yılına kadar Zeytinbeli Beldesine Bağlı bir mahalleydi.
Yumurtalık Köyüne ilk yerleşenler Yaşar Bozdoğan(Yaşar Ağa),Paşa Hacı Yılmaz,Paşa Ali Yılmaz,Mıllı ismail Encelek,Durmuş Ali Öztoprak,Gara Hayri Öztoprak(Öztürk),Duran Öztoprak(Ezgi),Bastıoğlu Mustafa Çelik,Halit Koç,Kara İbiş Evran,Kel Ahmet Gökperk,İsmet Bali,Mehmet Küreken,Antekeli Halil Irk,Abdi Eygi,Ekşi Ali.
24-ZEYTİNBELİ MAHALLESİ(KIRS)
Yumurtalık ilçesinin yakınında çevresi ile 30.000 dönüm civarında araziyi kaplayan kuzeyde Davudi dağı eteklerine kadar dayanan sınırları ile Zeytinbeli beldesi bölgenin en canlı sosyal ve ekonomik hareketlerine sahne olmaktadır.
19. yüzyıl ortalarına kadar Bozdoğan Yörükleri içinde kalabalık bir topluluk olan Kıllı obasının yerleşimiyle kurulmuştur. Belde ilk kurulduğunda adının Fuadiye olduğu biliniyor. Dağ eteklerinde görülen sık zeytin ormanları dolayısıyla Yumurtalık’tan Ceyhan’a gidenler için yöreye “Zeytinbeli” adının verilmesine sebep olmuştur.
Nitekim beldenin adı da yörenin coğrafi kültürüne uygun olarak 1970 yılında Zeytinbeli olmuştur.
Osmanlı döneminde Bozdoğan’ın bir parçası olan Kıllı aşiretinden Bekir Ağa ve kardeşi Kocaağa Hasan şimdi beldenin sınırları içinde kalan Çeşme denilen yere yerleştiler. Bozdoğan, Avşar, İran taraflarından göç ederek gelip yerleşen Onarlar ailelerinin de katılımıyla nüfus artışı olmuştur.
Bölgenin en eski köyleri arasında olması dolayısıyla Osmanlı zamanında bile ilkokul vardı. 1928 yılına kadar üç sınıflı olarak hizmet veren ilkokul için 1970’li yıllarda ek binalar yapıldı.
1980 yılında Meryem ve Ali Öztürk adına ortaokul, ’83 yılında da aynı okulun bünyesinde lise eğitimi başlamıştır. Köyde okuma yazma oranı % 100’ü bulmuştur. 1983 yılında kasabanın kuzeyinde dere yataklarını kaplayan Atatürk göletinin yapımı gerçekleşti.
Sulu tarımın da altyapısının kurulmasıyla tarım ürünlerinde verim artışı sağlandı. Teknik bilgilerle yapılan seracılık, erken karpuz üretimi sayesinde önemli kazançlar elde edilmektedir.
Zeytinbeli beldesi eğitimde sağladığı başarılar, yetişmiş insan gücü, tarımda elde ettiği yüksek verim sayesinde Yumurtalık ilçesinin en gelişmiş yerleri arasında ön sırada yer alır. Köyün başlıca dağları Sinek çıkmaz tepesi,Karayüce (Burası köyün en yüksek tepesidir), Bozlukeli (Toprak renginden ve bitki örtüsünün olmayışından), Sinekçıkmaz (Burası da insanı ürperten bir sessizliğe sahip olmasından), Deleri = Çay deresi (Kıyısında dağ çayı yetiştirildiğinden), Bağırsakderesi (Kurtuluş Savaşında Durna Ali adında bir şahsın bir Fransız askerini vurması sonucu bağırsakları çıkmış, bu nedenle bu isim verilmiştir), İkidere (Köy içinden geçen iki derenin köy dışında birleşmesinden dolayı bu isim verilmiştir).
Çukurova da Sıtma Salğını insanları kırıp geçiriyor.Kinin bulunmamış halk sıtma dan kırılıyor.Karataş Beldesinde Ceyhan ve Seyhan Nehirleri arasında Tapur ve Sarımsaklı yerleşkelerinden Sivrisinek ve Sıtma Belasından kurtulmak için Zeytinbeli’ye gelirler.Okalüptüs ağaçlandırma projesi hayata geçirilmemiş bölge batalıktır. Halk bir kısmı sinek çıkmaz tepesine yerleşirler.Bir kısım halk’ta Kadirli Cıcık yöresine yerleşirler.
Devletin Sıtmayla Mücadele projesi kapsamında(Sıtma Ağaçları) dikilir bataklıklar kurutulur, Kinin de bulunmuş ve Şiroz hastalıgında da gerileme görülmüş.
1939 yıllarında Sinek Çıkmaz tepesinden Bozdoğan ve Avşarlardan oluşan Halkın bir kısmı Küçük Yumurtalık Mezrasına yerleşirler.Yakın Tarihe kadarda Zeytinbeli’nin bir mahallesi olarak kaldı.