İçeriğe Geç
31 Ağustos 2026, Pazartesi
SON DAKİKA
Mustafa Denizhan Türker Yumurtalık Esnaf ve Sanatkârlar Kooperatifine Adaylığını AçıkladıADANABÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNDEN YUMURTALIK İLÇESİNDE CEM SARAÇ KONSERİYUMURTALIK İLÇESINE EMEKLİLER LOKALİ AÇILDIYUMURTALIK(AYAS)ANTİK KENTİNDE YAPILAN KAZILARDA 10.ADET KAYA MEZARLARI GÜNİŞİĞİNA ÇIKARILDIYUMURTALIK(AYAS) İLÇESİNİN TARİHCESİ VE KÜLTÜREL DEĞERLERİ BÖLÜM: 3YUMURTALIK’IN TARİHCESİ BÖLÜM-2ENERJİ BAKANI ALPASLAN BAYRAKTAR”CEYHAN’I ROTTERDAM YAPABİLİRİZ”YUMURTALIK İLÇESİNİN TARİHÇESİYUMURTALIK BELEDİYESİNDE KALDIRIM ÇALIŞMALARI HIZ KAZANDIBaşkan Erdinç Altıok: “Daha temiz ve yaşanabilir bir Yumurtalık için çalışıyoruz”Ceyhan İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği Polislerinden suç örgütlerine büyük darbe
Köşe Yazıları

YAŞANMAMIŞ HAYATLAR

Avatar fotoğrafı Ramize Erzin · · 9 dakika okuma · 1.108

 

Küçük bir sahil kasabasında mavi beyaz boyalı teknesiyle sık sık denize balık avlamaya giderdi Ahmet. Beş çocuklu bir ailenin ilk erkek çocuğuydu. Hüzün dolu bir çocukluk geçirdi. Çocukluğundan bu yana yüreği hep sıkıntılı, hep yorgundu. Her akşam alkol alan sorumsuz bir babanın ve bağırmayı, şiddeti eğitim olarak algılayan bir annenin çocuğu olmak onun seçimi değildi. İlkokul üçüncü sınıftan ayırdı babası. Teknede yardımcıya gereksinimi vardı. Tüm dünyası teknesi ve mavi deniziydi. Çocuk denecek yaşta babası ailenin geçimini Ahmet ‘in sırtına yüklenmişti.

İki odalı evlerinde yedi kişilik aile sefalet içinde yaşıyordu. Kiremit rengine boyanmış evin önüne dökülen beton ailenin en önemli yaşam alanıydı. Küçük bir tahta masa ve sandalyeler çok işlevsel kullanılıyordu. Nuriye anne duvara monte edilmiş lavabo çeşmesinden su alır, bulaşıklarını tahta masa üzerinde yıkardı. Masa üzerine raptiyelerle tutturulmuş naylon masa örtüsü masanın korumasıydı. Çocuklar yere serilen kilimin üzerinde bir sini içinde yerlerdi yemeklerini. Tahta masa Hasan Babanın konfor alanıydı. Yemeğini o masada yerdi. Akşam meyve tabağı eşliğinde rakısını keyifle yudumlardı. Yanındaki sandalyede oturan karısı elinde örgüsüyle eşlik ederdi ona. Vakit ilerledikçe Hasan Baba alkolün etkisiyle söylenmeye başlardı. Hayattan çocuklarından yakınırdı. Çoğu kez karı kocanın sözlü kavgasıyla son bulurdu gece. Alkolün etkisi ile sürekli huzursuzluk çıkaran baba ve onunla söz savaşına giren anne komşulara dahi sıkıntı veriyordu. Çocuklar sokaktan yatma vakti gelirlerdi eve. Alkolün etkisiyle sızan babanın ardından ev sessizliğe bürünürdü. Ahmet özellikle eve sessizliğe geçen saatlerden sonra gelirdi.

Ahmet, anne ve babasından çok farklıydı. Çok erken yaşta olgunlaşmıştı. Uzun boyu, esmer teniyle oldukça yakışıklı bir genç oldu. Az konuşuyordu. Yaşlı bir adamın dinginliği vardı onda. Çocuk yaşlarda yaşadıkları ruhunu çok erken olgunlaştırmıştı. Kendisiyle yapayalnızdı.

Gün ışırken mavi -beyaz boyalı teknesine biner, teknenin motorunu özenle çalıştırır, çoğu kez ayakta dümeni idare ederek denize açılırdı. Deniz ve komşu kızı Esra onun sevdalısıydı. Denizde dalgaları yararak ilerlerken sularda sevdalısını görürdü. İyot kokusunu kokladıkça gözlerini kapatır, rüzgarın ritmine kaptırırdı kendini. Kıyı şeridine uzaktan baktıkça hayallere dalardı. Balık ağını atacağı bölgeye gidene dek denizin maviliklerinde kara sevdalısını hayal ederdi. Güneşin ışıkları, masmavi denizin üzerinde parladıkça, renk cümbüşünün içinde Esrası ona gülümseyerek bakardı. Ahmet’in en mutlu olduğu saatler denizi, teknesi ve kara sevdalısının hayali ile birlikte olduğu saatlerdi.

Daha önce attığı balık ağını toplar teknenin içine alır, yeni balık ağlarını denize bırakırdı. Deniz, gökyüzü, Esra üçlüsü ile dönüşe geçerdi. Tekneyi kıyıya çektiğinde balık ağını ayıklama işlemine geçerdi. Çoğu kez kardeşleri de eşlik ederdi Ahmet’e. Balık ağından balık, yengeç ve yosunları çıkarırken gözü sürekli Esra’nın evine takılırdı. Onun sorumluluğunu aksatma gibi bir lüksü yoktu. Evlerinin geçimi onun tuttuğu balıklardan gelen paraya bağlıydı.

Esra, kasabada sağlık memuru olarak çalışan Ercan beyin biricik kızıydı. Sarı saçlı, ela gözlü orta boylu çok güzel bir kızdı. Lise son sınıfta okuyordu. Narin bir yapısı vardı. Oldukça da başarılı bir öğrenciydi.

Ahmet, hiçbir yere sığamaz oldu. Teknesine “Kara Sevdam “yazdırdı. Onun sevdası ümitsiz bir sevdaydı. Esra’ya ulaşması olası değildi. Bağırarak ağlamak istiyor, ama ağıtlar boğazından yukarı çıkamıyordu. Geceleri de denize çıkmaya başladı. Kıyıdan uzaklaşıyor, derinliklere demir atıyordu. Gecenin karanlığında Esra’yı düşünerek umarsız kalıyordu. Zaman zaman denizde oluşan yakamozların ışıltısında Esra’nın hayalini seyrediyordu. İstemsizce yanaklarından dökülen yaşlar deniz tuzu ile birleşerek yakıyordu tenini. Martılar eşlik ediyordu onun sevdasına. Deniz, bile dalgalarıyla öfke duyardı bu umarsızlığa. Ahmet, denize anlatırdı sevdasını. Bazen de sesini yükselterek sevdalısının adını haykırırdı maviliklere. Geç vakitte evine döner, çoktan uykuya dalmış ailesi ile iletişime geçmezdi.

Ahmet’in sevdasını annesi fark etti. “Oğlum, davul bile dengi dengine. O memur kızı. Okumuş. Sana vermezler. Vazgeç bu sevdadan. “dedi. Ahmet, suskun kalarak evden çıktı. Teknesine gitti. Tüm ailenin geçim kaynağı onun ve kardeşlerinin avladığı balıklardı. Kendini makine gibi hissetti. Martıların çığlıkları eşliğinde mavi sularda yol aldı. Yılgın, bitkin bir şekilde. Esra’nın sevdasına karşılık verdiğini düşündü bir süre. Bu duygusal bir yanılsama olurdu. Deniz suyu dışardan mavi görünüyordu. Oysa su renksizdi. İnsan beyni bunu mavi olarak görüyordu. Bu görsel bir yanılsamaydı. Keşke Esra’nın kendine sevdasını da böyle görebilseydi. Ama Ahmet yanılsamalardan uzaktı. Gerçekçiydi.

Ahmet, zaman zaman okul çıkış saatlerinde okul civarına giderek Esra’yı uzaktan da olsa görmeye çalışıyordu saatlerde işlerini iptal ederek tozlu okul yolunda öğrenci gruplarının arasına karışıyordu. Onu her gördüğünde yüreği bedeninden fırlayacakmış gibi atıyordu. Göz göze gelmemeye çalışıyordu. Gözlerine baksa ayakları yerden kesilir düşerdi kesin. Esra, masallardaki prenseslerden bile güzeldi onun gözünde. Masum yüzü, gülerken dudaklarının aldığı kıvrımlar Ahmet ‘i kendinden geçiriyordu. Ona bir başkasının baktığını düşündüğünde tüm vücudu kasılıyordu.

Haziran ayı geldiğinde Esra’nın Okulu bitti. Kasabadaki bir söylenti Ahmet’i çok huzursuz etti. Esra’nın sağlık ocağının doktoru ile nişanlanacağı söyleniyordu. Doktor Hakan, uzmanlık sınavını kazanmıştı. Ankara’ya gidecekti. Esra üniversite eğitimini Ankara’da alacaktı. Bu duyumlarla Ahmet kahroldu. Temmuz ayı çok sıkıntılı geçti. Ağustos ayının son günleri duyumlarının gerçek olduğu ortaya çıktı. Esra’nın babası da emekliye ayrılıp ailecek Ankara’ya taşınacaklardı. Doktor Hakan uzmanlığını yaparken, Esra kazandığı Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesine devam edecekti.

O kara gün geldi çattı. Ağustos ayının yirmi altıncı günü Esra’nın düğününün Ankara’da yapılacağını öğrendi. Ahmet yıkıldı. Teknesine doğru giderken kasabanın bilge yaşlısı Seydi Amca ile karşılaştı. Şeydi Amca “Nereye böyle Ahmet, hasta mısın? Hiç iyi görünmüyorsun oğlum. “ dedi. Ahmet “Denize gidiyorum Seydi Amca.” diye cevap verdi. Şeydi Amca” Çıkma oğlum. Bugün denizde fırtına var. Vazgeç.” dedi.

Ahmet hızlı adımlarla teknesine bindi. Kabaran dalgalara aldırmadan derinliklere doğru kırdı dümeni. Tekne bir o yana bir bu yana savruluyordu. Hayatının en zor gününü yaşıyordu genç adam. Umarsız gözlerle Esra’nın hayalini görmeye çalıştı. Deniz sanki onun ruh halini yansıtıyordu. Martılar çığlıklarıyla ona eşlik ediyorlardı. Dalgalar teknenin üzerini aşıyordu. Sırılsıklam olmuştu. Martıların “Esra” diyen çığlıkları kulağını sağır edecek gibiydi. Dümeni bıraktı. Teknenin savrulduğunu hissetti. Deniz, mavi beyaz dalgalarıyla kabararak ortak oluyordu Ahmet ‘in isyanına. Rüzgar öfkeliydi. Tüm hıncını mavi sulardan alıyordu. Ürkütücü sesler çıkarıyordu. Gökyüzü de duyarsız kalamadı bu kaosa. Kara bulutlarından sularını boşalttı aşağıya. Rüzgar aniden öfkesini kesti. Gökyüzünden inen damlalar dalgaları sakinleştirdi. Sulara kendini bıraktı Ahmet. Rüzgârın şarkısı eşliğinde gri sis tabakasının içine girerken yanına iki büyük tekne yaklaştı.

Seydi Amca, Ahmet’in ruh halinden kaygılanarak büyük teknesi olan iki balıkçıyı Ahmet’in ardından yolladı. Balıkçılar suların içinde yarı baygın Ahmet ‘i sudan zorlukla çıkardılar.

Ahmet hastanede gözlerini açtı. Kurtulmuştu. Yüreğindeki sızı derindi. Sularda batan teknesini sormadı bile. Birkaç günün sonunda tekrar kasabaya döndü. Toparlanma sürecini zor atlattı. Sevdasını yüreğinin derinliklerine gömdü. Küçük bir yer tutarak balık satmaya başladı. Kardeşlerinin desteği ile bir de tekne aldı.Ailesi ,acele ile onu halasının kızı ile nişanlandılar. Birkaç ay sonra da çevrenin desteği ile evlendirdiler. Bir yıl sonra bir kızı oldu. Kızına kara sevdalısının adını koydu. Bebek Esra onun tesellisi oldu. Ardından iki kız bebek daha geldi. Ahmet, kızlarına çok ilgiliydi. Ailesinden göremediği sevgiyi çocuklarına veriyordu. Yine de hayata karşı kırgınlıkları vardı. Alkol bağımlılığı onu kırklı yaşının sonunda yaşamdan kopardı. Kasaba Ahmet ‘i ve teknedeki vakur duruşunu hiç unutmadı. Martılar onu aylarca denizde aradı.

Bugün o sahil kasabasında, Ahmet ‘in kızı Esra aldığı eğitimle Atatürk Cumhuriyetinin aydınlık yüzü oldu. Kasabada özel eğitim kurumundan, kooperatifçiliğe uzanan pek çok alanda girişimci bir kadın olarak hizmet veriyor. Babasının kızlarına verdiği sevgiyi her fırsatta dile getiriyor. Babası adına okuttuğu çocuklarla babasını yaşatıyor. Babasının kara sevdasının adını özenle taşıyor. Babasının tutunamadığı hayata sımsıkı tutunuyor.

Esra, ne zaman balıkçı barınağına gitse ruhunda oluşan hüzün ona babasının anısını yaşatır. Çoğu kez gözyaşlarını tutamaz. Özellikle güneşin doğayı pırıl pırıl aydınlattığı saatlerde babasının yanında olmamasının verdiği yalnızlığı yaşar. Onun yaşayamadığı yıllara öfke duyar. Cefakâr annesinin varlığı ile avunur.

Ahmet, bazen ufuk çizgisinde bazen deniz fenerinin ışıklarında, bazen de martılarla birlikte Esra’ya gülümseyerek bakıyor Benim yenik düştüğüm yaşamı, sen dolu dolu yaşa dercesine.

Yaşanmamış tüm hayatlara saygıyla…

EMEKLİ ÖĞRETMEN

Ramize Erzin

Avatar fotoğrafı

Ramize Erzin

Emekli öğretmen

İlgili Köşe Yazıları HaberleriTümü

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir