SIRADAN BİR GÜN
Günün geceye kavuşmasına az bir zaman kalmıştı. Pencereyi açtı Zeren. Caddeden geçen araçlara baktı. Kısa farlarını yakmaya başlamışlardı.Karşıdaki çiçekçi de kauçuk ağacını renkli ampullerle süslemişti.Sarı,kırmızı, turuncu ışıklar geceye hazırlanıyordu.
” Kaldırımda bir yerden başka bir yere yürüyen insanlar hangi hayatlara doğru gidiyorlar ?” diye düşündü. Baloncu rengarenk balon demeti ile kaldırımda bir sandalyenin üzerinde istemsiz bir şekilde oturuyordu.
Yaşamı bir film şeridi gibi gözünün önüne geldi.Açık pencereden giren rüzgar saçlarını savurdu.
Sürekli açık olan radyosunda TRT Nağme ruh haline uygun bir eser çalıyordu. Behiye Aksoy
“Rüya Gibi Uçtu Yıllar:”şarkısını sanki onun için söylüyordu.
” Biraz durun durun durun biraz.
Kaybolan günlerim için
Hesap sorun sorun biraz. ”
Şarkıya eşlik etmeye başladı.” Koca bir ömür nasıl geçti.” diye düşündü. Niche ‘nin “Bilinç acıtır.” sözü geldi usuna. Adının anlamı gibiydi Zeren.Zeki ve bilinçli.
Her akşam üzeri güneş batarken duygusallaşırdı nedense.
Trafik hızla akıyordu. Grup grup insanlar yürüyordu. Ruh hali bakış açısına yansıdı. Yaşlı bir karı koca yavaş adımlarla apartmanın kapısına doğru yürüyordu. Erkek önde arkasında aciz görünümlü bir kadın.Sessizce gözden kayboldular.
Gökyüzüne baktı. Yeniden çocukluğuna dönmek istedi. Ona sunulacak hayatı coşkuyla yaşardı.Çevresindeki insanlara kendi gibi davranırdı.Onların istediği gibi değil.
Küçük Zeren’in elinden tuttu.”Çocukluğunu yaşa .” dedi.
Çocuk Zeren koşarak annesine sarıldı.Sonra babasına.Onların sevgisi tüm benliğine yayıldı. Ne güzel bir duyguydu o.Hiç bitsin istemedi. Etekleri kabarık elbisesi ile evin içinde koşuyordu.Tıpkı bir melek gibi.Evlerindeki huzur ve dinginlik kardeşlerinin yüzlerine de yansımıştı.Ona sevgiyle bakıyorlardı.
Uçarcasına kapıdan çıktı.Denize doğru koştu.Maviliklerle bütünleşti.Elbisesi ile koşmuştu mavi sulara.Yüzdü…..yüzdü ……
Elbisesini ıslattığı için annesi kızmayacaktı ona.Evlerinde sadece sevgi vardı.
Kayalıklara çıktı. Teknelere ,karşıdaki evlerine huzurla baktı. Yüzünü gökyüzüne çevirdi.Güneş mutluluk ışınları yolluyordu tenine. Tekrar denize atladı.
Kıyıya ulaştı.Deniz kabukları ile deniz yıldızlarını aldı eline.
Evlerine yaklaştıkça güzel bir müzik sesi duyuluyordu. Anne ve babası şarkıya eşlik ediyorlardı.
Sokak kapısının önünde bulunan kocaman fıçının içine küçük kovayı daldırdı. Duşunu aldı. Annesi elinde havluyla yaklaşıyordu ona.Sevgiyle……
Zeren yüzündeki mutlu ifade ile tekrar bu güne döndü. Hayallerinde ki çocukluğu yaşamış olmak için neler vermezdi neler……
Tekrar caddeye. baktı. Gündüz gecenin içine girmiş,evlerin ve sokağın ışıkları yanmıştı.
Gündüzün gecenin içinde kaybolması gibi o da bu dünyadan geçip gidecekti.Bir iz bırakarak gitmeliydi.Kendini bulmak için geç kalmıştı Yine de umuda doğru yürümeliydi. Ayakta, güçlü ve onurlu.
Tanrıdan Ona mucizeler yollamasını diledi.Başka güzel dileklerle birlikte.
Balkonuna yuva yapan kumruyu düşündü. O bile sığınacak bir liman aramış ve bulmuştu.Zerenden ürkmüyordu.Onun sevgisini hissetmişti.
Zeren ,küçük kumru gibi güzelliklere umuda doğru yol almalıydı. Ve öyle yapacaktı.
Ramize Erzin