YAŞAMAK GÜZEL ŞEY
Öğle vakti günü yavaş yavaş terk ederken yan yana sıralanmış küçük market ve kahvehanelerin önünden hızlı adımlarla yürüyorum. Sanki önem verdiğim biriyle buluşacakmışım gibi adımlarım gittikçe hızlanıyor. Güneş tepeden beni ısıtıyor.
Mısır satan satıcıya selam veriyorum zoraki. Mısır püskülleri hatırına aldığım mısırlar sayesinde aramızda sıcak bir iletişim oluştu.
Köyün Atatürk Anıtının önünden tren istasyonuna gitmeliyim. Ruhum yorgun, bedenim de bu yorgunluktan payını almış olmalı ki bacaklarım ağrıyor. Kebapçıların önünden geçerken buram buram kokan kebaplar hiç ilgimi çekmiyor. Birkaç adım ötede iki büklüm olan yaşlı bakkal amca ve alzaymır hastası olan eşi ile selamlaşıyorum. Her şeyden habersiz bebekken kaybettiği babasıyla sürekli yaşayan yaşlı hanım bana sevgiyle el sallıyor. Askerde ölen babasını araştırdığım geliyor usuma. Geçmiş yıllarda onu mutlu etmek çabalarım ile birlikte. Gülümseyerek kaçar gibi uzaklaşıyorum.
İstasyona ulaştığımda banklarda oturan insanları görmezden gelerek en köşedeki banka oturuyorum. Yanıma kimsenin oturmamasını diliyorum. Yorgun ruhumu kendim şifalandırmalıyım diye düşünüyorum. Uzaktan yankılanan tren düdüğü rahatsız ediyor beni. Tüm olumsuzluklardan arınmaya çabalarken köyün akıl sağlığı yerinde olmayan genci geliyor yanıma. Her zaman olduğu gibi sigara parası istiyor. Cüzdanımdan çıkardığım bir miktar parayı veriyorum. Her zaman hatırını soran ben biran önce gitmesini diliyorum. Elinde parayı sallayarak keyf içinde uzaklaşıyor. Ah! Niche Ah! Yine geldin usuma. “Bilinç acıtır.” sözün beynimden hiç çıkmıyor. Yine de yüksek bir bilince sahip olmadığım için şükrediyorum. Uzaklardaki dağ makilerine bakıyorum. Nasıl da tutunmuşlar kökleriyle toprağa. Bir grup leylek uçuyor gökyüzünde. Onları izliyorum. Yanıma sokulan köpeğe sevgiyle bakıyorum.
Gün kendini karanlığa teslim edene dek oturuyorum bankta. Telefonumdan ilgimi çeken yazıları okuyorum. Kendime minik minik söyleniyorum. “Çık işte şu moddan” diyorum. Telefonumdan bir müzik açıyorum. Candan Erçetin sanki bana sesleniyor.
Yorgunluk, kırgınlık hepsi gelir geçer
Anlatacak hikâyelerim bitmedi henüz.
Her şeye rağmen yaşamak güzel…
Şarkıya yavaşça eşlik ederek evimin dönüş yolunda ilerliyorum. Bu kez daha sevgi doluyum. Ķöy kahvesinin kuytu bir köşesine oturup demli çayımı içiyorum. Bayanların kahvehaneye gelip oturduğu modern bir köyde konakladığım için şanslıyım. Kahveci Mustafa Bey’in “Hocam bu yıl geç geldiniz. Sizi gözümüz aradı. İnşallah iyisinizdir. “sözleri beni mutlu ediyor. Ruhumu büyük ölçüde tedavi etmiş bir şekilde evime doğru yürüyorum.
Telefonumdan açtığım şarkıya kulaklığımı takarak eşlik ediyorum.
Canım yanıyorsa hala
Korkmaya gerek yok yaşıyorum demektir.
Her şeye rağmen yaşamak güzel.
RAMİZE ERZİN