İŞ HAYATIM
Askerden gelince iş arayışı içine girdim. Yüzevler’de evi olan, her gün abimin tekel bayisine gelen Antepli bir iş adamı vardı: R. Apa. “Gel, Toros Gübre’de çalışan kepçelerim var; onların çalışma saatlerini tut, nereden kepçe istenirse oraya yönlendir,” deyince Toros’a gittim. Üç adet başka yerden kiralayıp orada çalıştırdığı kepçe vardı. Birincisi paletliydi; İncirli köyünün yukarısında Toros’a ait iki kamyon ve piyasa kamyonlarına dağdan taş ve çakıl yükleyerek Toros’a getiriyor, amonyak tanklarının orada denizi dolduruyorlardı. İkincisi Toros’un içinde kükürt sahasındaydı; “920” dedikleri lastikli kepçeydi. Irak’tan gelen kükürt kamyonlarını boşaltıp istif etmekteydi. Kükürt kamyonları uzun kuyruklar oluşturmakta, çıplak gözle sapsarı kükürte bakılınca gözlerden yaşlar gelmekteydi çevredeki herkesin. Üçüncüsü traktör kepşeydi; iskelede olur, gübre getiren gemi ambarları taşlaşınca iskele vinciyle gemi ambarlarına indirilirdi. Gübre kazılarak ortaya çıkarılırdı. Vinçle gübre dışarı çıkartılarak geminin bir an önce boşaltılması sağlanırdı.
Bu üç aracın çalışma saatlerini tutuyor, nereye lazımsa oraya yönlendiriyordum. Müteahhit elemanlarının kaldığı yerde kalıyordum. Benim çalışma sistemim 24 saatti. Yemekleri Toros yemekhanesinde yiyor ama Toros personeli değildim. İki ay çalışıp hiç para alamayınca işi terk edip Yumurtalık’at döndüm. Müteahhit de zaten başka yerden araçları kiraladığından işi fazla sürmemişti.
Abim gelerek, “Kırşehir Kaman’da kanalizasyon işi aldım. Muhittin daha önce ölçme işinde çalışmıştı, onu da götüreyim,” deyince temmuzda o güzel denizi bırakıp bir ölçmeci Ahmet abi, bir mühendis ve müteahhitle traktör kepçeyi de kamyona yükleyerek Kaman’a gittik. Yolda Kayseri İller Bankasına uğrayarak yaptığı iş aşamasında istihkak almak istedi ama işin başında olduğundan alamamıştı. Orada lokantada da ilk defa İskender yemiş, çok beğenmiştim. Kaman’an geldiğimizde geceleri çok soğuktu. Onlar otelde kalırken ben şantiyede işçilerle kalıyordum; hemen kendime bir battaniye aldım. Şantiyede kanalizasyon için çeşitli boylarda boru kalıpları vardı. Çimentodan borular dökülerek güneşte kurutuluyordu. Ahmet abiyle ben Kaman dışına giderek takometre ve nivoyla ölçme yapıyor, kazılacak alana kireç döküyorduk; kiralanan büyük kepçe de kazıyordu. Daha sonra büyük borular döşenerek contaları takılıyor, Kaman’a doğru yaklaşıyorduk. Lokantada yemeğe oturduğumuzda müteahhitin etrafını alacaklıları sarardı; otelcisi, lokantacısı… Ama istihkak alamadığından parasız müteahhit, sahtekar müteahhitti. Ben de Kaman’da iki ay kadar çalışıp para alamadığım için işi bırakıp Yumurtalık’a gelmiş, abime de “Benim o adamla işim olmaz,” demiştim.
Abim beni Toros’un Müdürü A. Tuncer Mutlu ile tanıştırmıştı. O da “Torbalamaya gel, yevmiyeci olarak çalış; beğenilirsen daha sonra kadroya girersin,” demişti. Torbalamaya üç arkadaşımla gittik; M. Akıllı ve Alaattin’le, yengemin yeğeniyle. Torbalama üst katlarında temizlik yaptık. O iki arkadaşım “Burada çalışılmaz,” deyip bırakıp Ayas’a döndüler. Ben çalışmaya devam ettim, kısa zamanda da kadro almıştım. Ayas’tan Hamzalı’ya kadar geliyor, oradan da servise binip fabrikaya gidiyordum. Fabrika üç vardiya çalışmaktaydı.
Dökme depo çeşit çeşit gübreler ayrı ayrı yerlerde bulunur; kepçeyle banta yüklenir, yürüyen bant sayesinde elevatöre dökülen gübreler en üst kattaki elek katına çıkardı. Elekten geçen gübre bir alt katta kırıcıdan geçer, bir alt kattaki kantar katına gelirdi. 50 kg’a ayarlanan kantardan, bir alt kattaki dolum katındaki personelin boş çuvalı takmasıyla dakikada 20 torba takılarak yürüyen banta 50 kg’lık gübreler düşerdi. Biraz ilerideki dikişçi sayesinde ağızları dikilerek bantlar sayesinde alttaki kamyonlara hamal ve puantörler yardımıyla yüklenir, 20 dakikada 15 tonluk kamyon çıkıp kantara girerdi. Gübreler TKK veya Zirai Donatım Kurumları veya Toros bayilerine, çiftçilere satılmak için giderdi. Kısa zamanda torbalamanın her yerinde çalışarak her yeri öğrenmiştim. Kamyon olmadığı zamanlar durmayarak bantlar yukarıya kaldırılır, depoya gübre torbalama işi durmadan devam ederdi. Kısa zamanda her yeri gören, her yere anında müdahale edilen bord odasına geçmiş; artık üniteyi açıp kapamak görevini üstlenmiştim. Ceyhan’daki Toros’un bekar lojmanında kalmaya başlamıştım.