OĞLUMA MEKTUP
Sevgili Oğlum Ufuk,
Biliyorum ki “Bu zamanda mektup mu olur?” diyeceksin. Ama bizim zamanımızda askerde akşam karavanasını yerken nöbetçi çavuşun gelen mektupları dağıtması beklenirdi. Herkes sevdiklerinden gelen mektupları köşe bucakta okuyarak mutlu olurdu. Ben çok bekledim birinin bana mektup göndermesini; dört gözle dağıtılan mektupları izlerdim.
Sen doğduğunda evde askerliğinden bahsedilmişti. Annen hemen karşı çıkmış, “Hemen ben oğlumu askere göndermem, babası gitsin onun yerine yapsın” demişti. Benim annem (babaannen) de sanki gerçekmiş gibi bağırmış, zar zor Türkçesiyle, “Niye benim oğlum askere gidecekmiş? Benim oğlum askere gitmiştir” demişti. Anneler böyledir; hepsi çocuklarını korumaktadır. Keşke annem sağ olsaydı da yanımızda olsaydı; ama nafile, eskiler ancak anılarımızda kaldı.
Bir insanın üç tane önemli arkadaşlığı vardır; bunları hayatının sonuna kadar unutmaz.
- Birincisi, okul arkadaşlığıdır: Onlarla unutamayacağın önemli anıların her zaman aklındadır.
- İkincisi, askerlik anılarıdır: Orada iyi arkadaşlıklar kur, hayatının her alanında askerlik anıların hafızanda yer alacaktır.
- Üçüncüsü, hayat arkadaşlığıdır: İşte bu arkadaşlık, seni ömrünün sonuna kadar beraber olacağın kişiyle ilgili kılacaktır.
Bu üç arkadaşlık aklından çıkmayacaktır. Orada iyi arkadaşlıklar kuracağından eminim.
Şimdi bu mektubu okurken vatani görevinin birinci haftasını bitirmiş oluyorsun. Dışarıdaki hayatında başarılı bir avukatsın. İleride tugay komutanını görünce hemen hazırola geçip selam veriyorsundur; bir eğitim çavuşunu görünce hazırola geçip selama duruyor, “Komutanım” diyorsundur. Sen askerliği şimdiden öğrenmişsindir.
Seni çok seviyorum oğlum. Şimdiye kadar çoğu kez gurbette olduğundan birlikte pek vakit geçiremedik ama bu askerlik ayrılığı bana daha farklı geldi. Kendine iyi bak. Çok şeyler yazmak isterdim ama seni şimdiden çok özlediğim için yazamıyorum. Bir an önce tezkereni bekliyorum, benim yakışıklı oğlum.
Baban
Muhittin Uyalhas