İçeriğe Geç
31 Ağustos 2026, Pazartesi
SON DAKİKA
Mustafa Denizhan Türker Yumurtalık Esnaf ve Sanatkârlar Kooperatifine Adaylığını AçıkladıADANABÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNDEN YUMURTALIK İLÇESİNDE CEM SARAÇ KONSERİYUMURTALIK İLÇESINE EMEKLİLER LOKALİ AÇILDIYUMURTALIK(AYAS)ANTİK KENTİNDE YAPILAN KAZILARDA 10.ADET KAYA MEZARLARI GÜNİŞİĞİNA ÇIKARILDIYUMURTALIK(AYAS) İLÇESİNİN TARİHCESİ VE KÜLTÜREL DEĞERLERİ BÖLÜM: 3YUMURTALIK’IN TARİHCESİ BÖLÜM-2ENERJİ BAKANI ALPASLAN BAYRAKTAR”CEYHAN’I ROTTERDAM YAPABİLİRİZ”YUMURTALIK İLÇESİNİN TARİHÇESİYUMURTALIK BELEDİYESİNDE KALDIRIM ÇALIŞMALARI HIZ KAZANDIBaşkan Erdinç Altıok: “Daha temiz ve yaşanabilir bir Yumurtalık için çalışıyoruz”Ceyhan İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği Polislerinden suç örgütlerine büyük darbe
Köşe Yazıları

BEGONVİLİME DOKUNMA

Avatar fotoğrafı Ramize Erzin · · 8 dakika okuma · 29

 

 

 

Ceyhan Nehrinin kıyısına kurulmuş küçük bir yerkeşkenin içinde yer alan bir evin ikinci katında yatağında oturan orta yaşını geçmiş bir kadın umarsızlık içinde gözlerinden akan yaşlarla yaşamında bir dönüşüm yaşayacağını hissediyordu. Akşamın ilk saatlerinde yaşadığı olayın şaşkınlığı ve üzüntüsü içindeydi.

Bahçeyi aydınlatan sokak lambasının ışığı okülaptüs ağaçlarına yansıyordu.Gecenin sessizliğinde nefes almakta zorlanıyordu Melike Hanım.Camı açtı.Rüzgar saçlarına yüzüne sevgiyle dokundu.Ceyhan Nehrinin kıyısını kendilerine yer edinen kurbağaların yoğun seslerini işitti.Ağaçlara,kurbağalara, rüzgara tutunup güç almak istedi.

Göz kapakları ağlamaktan ağırlaşmıştı. Erken yaşlarda yaptırıldığı evliliği bir film şeridi gibi geçti usundan.Ne çok emek vermişti eşinin ailesine. Otuz dokuz yıl süren evliliğini görev gibi yaşamıştı.Doyasıya gülememiş, eşinin kurallarını kabullenerek yaşamıştı.Bu akşam yaşadığı olay bundan sonra zorlu günlerin yaşayacağının sinyallerini veriyordu.Bunu hissetti.

Aynı bahçeyi paylaştığı eşinin kardeşleri kırķlı yaşlardaki oğullarını yanına yollamışlardı. Genç adam Melike Hanımın karşısına oturup ona gözdağı vermeye başladı. Şiddet içeren tehdit dolu tümceler Melike Hanımın hassas bedenine ok gibi saplanıyordu. Bedeni yangın yerine döndü. Uygun bir üslupla konuşma şeklinden mutsuz olduğunu belirtti. Sessiz kalmayı zayıflık olarak algılayan genç adam cüratkarlığını daha da arttırdı. Melike Hanım için dakikalar uzun saatlere dönüştü. Eşi ile emek verdikleri küstah gencin bir an önce gitmesini diliyordu. Kalbi bedeninden çıkacak gibi atıyordu. Yıllardır yara almış bedeni bu gece ile daha da yaralandı. Maganda ruhlu genç ,ruhunu kötülükle beslemenin verdiği hazla ayağa kalktı. Melike Hanım ‘a “Ne demek istediğimi anlamışsındır. Bundan böyle kızlarını bile bu avluya sokmam.”dedi. Büyük bir başarıya imza atmış gibi gülümseyerek çekip gitti. Bu gülüş kana susamış bir ilkelliğin gülüşü gibiydi. Kaba kuvvet kullanarak madden güçlenmekti manevi tacizin nedeni. Onlara göre koşullar çok uygundu. Karşılarında aciz ,zayıf olarak gördükleri bir kadın vardı. Kan bağı olan amcaları öldüğüne göre bu ev onlara geçmeliydi.

Sabaha dek uyuyamayan Melike Hanım, bir kurumda güvenlik gorevlisi olarak çalışan gencin işe gitmesini bekleyerek aile büyüklerini telefon ile evine davet etti. Onların yanına gitmeye cesaret edemedi. Birkaç kez aramanın sonunda şımarık bir edayla geldiler. Melike Hanım oğullarının konuşmasından rahatsız olduğunu, çok üzüldüğünü ,bir daha böyle konuşmaması ićin ona engel olmalarını istedi. Destek olmalarını beklerken anne ,baba ve amca daha da şiddet içeren bir tavır içine girdiler. Çaresiz kalan Melike Hanım ,uzlaşamayacağını anlayınca konuşmayı bitirdi. “Lütfen evimi terk edin.” dedi.

Bir an önce bu ortamdan uzaklaşmak istedi. Birkaç parça eşya alarak arabasına yöneldi. Biraz önce ona manevi şiddet uygulayan eşinin yakınları zafer kazanmış gibi gülümseyerek onu izlediler. Bir önceki gece oğullarının kana susamış gülüşünü gördü yüzlerinde. Melike Hanım ruhen küçüldü. Adeta küçük bir çocuğun bedenine girdi. Sessizce arabasına bindi. Bu kez yüreği de umarsızca ağlıyordu. Onuru kırılmıştı. Kendine öz saygısı zedelenmişti. Köyden çıkmadan köy muhtarını aradı. Yardım istedi.Muhtar bu olayın bir aile sorunu olduğunu söyleyerek ilgisiz kaldı. Melike Hanım ,ailenin sık sık oylarının fazlalığını gündeme getirdiğini anımsadı. Muhtarın oy kaygısı ile çekimser kaldığını anladı.

Zorlu geçen yolculuğunda birkaç kez trafikte zor anlar yaşadı. Özellikle bir kez refüje vurmak üzereyken son anda durdu. Yüz kilometre uzakta bulunan kızının kapısına geldiğinde tükenmişlik sendromu yaşıyordu. Konuşmak istemedi. Kendisi için hazırlanan odaya girdiğinde göz kapakları kapandı. Uyandığında içindeki yangının yavaş yavaş közlenmiş olduğunu hissetti. Karşısında duran torununun resmine takıldı gözü. “Diren anneanne!”der gibiydi. Dakikalarca torunu ile iletişime geçti. Mutfağa gitti. Kendine bir fincan kahve yaptı. Aciz olmamalıydı. Küçülen bedeni yavaş yavaş büyümeye başladı. Onuru için güçlenmeliydi. Yepyeni bir kimlikle çıkmalıydı ilkelliğin vahşetin karşısına.

İki gün kızında kaldığı süre içinde damatları ile konuşarak destek istedi. Destek olmazlarsa yoluna tek başına devam edeceğini belirtti.

İki günün sonunda köy evine tekrar döndü. Melike Hanımı gören aile ona şaşkınlıkla baktılar. İlk geceyi sakin geçirdiler. O geceden sonra gelen günler daha sıkıntılı geçti. Bahçeye kurulan içki sofraları, açılan yüksek sesli müzikler, atılan sevgisiz kahkahalar tahrik doluydu. Mangal partileri alınan alkol eşliğinde silahlar sıkılıyordu. Silah sesinden çok ürken Melike Hanım evinin en kuytu köşesine geçiyor,kulaklarını eliyle kapatıp Tanrı ile konuşuyordu

Birkaç gün sonra büyük kızı ,eşi ve çocukları geldiler. Onlar gelince taciz daha da arttı. Sözlü sataşmaya başlayarak damadı fiziksel çatışmaya zorladılar. Damat,eşi ve ćocuklarını alıp bir daha gelmemek üzere gitti.

Melike Hanım iki erkek kardeşini aradı. Köye gelip misafir olmalarını istedi. Onlarda gelmediler gibi “Köyü terk et. O çocuk psikopat. Seni öldürür.”dediler.

Umarsız kadın, köyde tek başına direniyordu. Geceleri huzursuz geçiriyordu. Kapı ve pencereleri sıkı sıkı kitliyor,telefonunu yanından ayırmıyordu. Genç adam telefonunun durumundan sürekli tehdit mesajları atıyordu.

Melike Hanım kararlıydı. Pes etmeyecekti. Zaman zaman köyden uzaklaşıyordu. Köye dönüşlerinin birinde bahçesindeki güllerin ve begonvilin kökten kesildiğini gördü. Özellikle begonvili onun yaşam enerjiydi. Beyaz ve pembe açan rengarenk çiçekleriyle terasa tırmandıkca yaşama yürüyordu sanki. Onun kesilmesi Melike Hanımın yaşam damarlarının kesilmesiyle özdeşti. Suskunluğu,sessiz direnişi eyleme dönüşmeliydi.Begonvili çevresindeki çoğu gereksiz insandan daha anlam kalıyordu onun dünyasına. Onu desteksiz bırakan yakınlarının aksine o begonvili için savaşmalıydı.

Sabah işe gitmeye hazırlanan gencin kapısının önüne giderek seslendi Melike Hanım. Begonvilini neden kestiğini kibar bir üslupla sordu. “O benim için çok değerliydi. ” diye ilave etti. İçeriden kapıya çıkan, tüm ruhunu öfke kaplamış olan genç adam yine hakaretlere başladı. Melike Hanım aynı anda elinde bulunan telefonunun videosunu açtı ve ses kaydı almaya başladı. Altı dakika yirmi saniye hakaret ve tehditler ard arda geldi. Kendisine sağlığında her türlü desteği veren ölmüş amcasına bile hoş olmayan söylemlerde bulundu. Yanında bulunan anne, baba ve amcası keyifli bir dizi izliyormuş veya maçın galibiymiş gibi duruş içindeydiler. Melike Hanım ,eğitimci kimliğine yakışan birkaç cümle söyleyerek evine girdi. Ses kaydının sağlıklı alınıp alınmadığını kontrol etti. Bir yıldan fazla zamandır devam eden tacizi belgelemişti artık. Arabasına bindi. Köy kahvesine gitti. Yeni seçilen muhtar ve azaları çağırdı. Manevi destek istedi. Şehir merkezine giderek eski bir öğrencisinden yardım alarak prosedürleri öğrenerek hukuksal süreci başlattı. Bütün bu yaşadıkları onun yumuşak ve uyumlu kişiliğine uygun değildi. O ,insanın insan gibi davranmasından yanaydı.

Bir yıla yakın süren hukuk süreci sancılı geçti.Aile geri adım atmadı. Dava Melike Hanımın lehine sonuçlandı. Davalı genç hapis cezası aldı. Beş yıl içinde tekrarı olmaması şartı ile hapis cezası ertelendi. Melike Hanımın avukatının ısrarı ile manevi tazminat davası açıldı. Aile yeni bir davadan rahatsız olarak uzlaşmayı seçti. Magandalık yapan genç bir daha böyle davrannayacağının sözünü verdi. Melike Hanım manevi tazminat davasını geri çekti. Yüreğinin bir yerinde aileye karşı güven olmasa da bir şans verdi.

Köy evine gittiğinde begonvilinin kökünden tekrar yeşerdiğini gördü Begonvili Melike Hanımla birlikte içinde bir devrim yaparak tekrar yaşama tutulmuştu. Artık kökü daha güçlenecek,daha çok yapraklarla dolanacaktı. Pembe ve beyaz çiçekleri hoşgörünün,huzurun sembolü olacaktı.Melike Hanımın eylemi ,begonviline verilen zararla başlamıştı. O , yalnız başına begonvili için savaşmıştı.Bundan böyle huzurlu,sevgi dolu, dingin yaşamayı diledi.Kuş sesleri bu onun ruh haline eşlik edercesine cıvıltılarını melodiye dönüştürdü.

Saygılarımla.

EMEKLİ ÖĞRETMEN

RAMİZE ERZİN

Avatar fotoğrafı

Ramize Erzin

Emekli öğretmen

İlgili Köşe Yazıları HaberleriTümü

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir