YAŞAMIN İÇİNDEN
—Bazen kendimizi o beyaz kar gibi pamuk bulutlarının üzeride uçuyormuş gibi hissettiğimiz anlar olmuştur. Şüphesiz çocukluk çağlarında babamızın aldığı bir armağanı havalara zıplayarak sevincimizi göstermemiz gibi!.
Hani mahallemizdeki yaşlı insanlar askerlik anılarını ballandıra ballandıra anlatırlar ya, bir anda kendilerini o günlerin hayallerine kaptırıverirler ve olaylar bir bir gözlerinin önünde tezahür eder.Zira hepimiz o yörüngeden geçmişizdir.Belleklerimizi şöyle bir yokladığımızda anılarımız bir bir gözümüzün önüne dizilir ve o yılları yeniden yaşıyormuş gibi oluruz.Adeta gençlik günlerimizi yaad ederiz.
—Her üst yaş gurubu insanlar, bir alt yaştaki insanların yaşam ve biçim tarzını eleştirip tenkit ederken! Kendileri söz konusu olduğunda ağah olmayı yeğ tutarlar. Bu ironi büyüklerle, küçükler arasında devamlı kuşak çakışmalarına sebep olur.
—Bazılarımızdan duyarız; yaşlılık kapıya konulacak şey değil! Ah bana gençliğimi verseler neler bağışlamazdım gibi serzenişleri hep işitiriz. Yani bu söylevler birazda gençlere bakın bu yıllar bir daha ele geçmez zamanınızı iyi kullanın, sıhhatinizin kıymetini iyi bilin ki! Ben hayatımı doya doya yaşadım diyebilesiniz. Vs.
—ilkokula başladığımız günlerde içi boş birer kutu gibiydik. Öğretmenimizin her anlattığı bilgileri hemen kapıp hafızamıza alıyorduk, doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir yürütemezdik. Eğer öğretmen anlatıyorsa mutlaka doğrudur veya doğru değilse de doğru olduğuna inanmak zorundaydık. Çünkü çocukluk yıllarında daha dillenmeye başladığımız günlerde korkularıda içimize işliyorlardı.
—Okullarda taa ilkokulu bitirene kadar öğretmenlerimizden dayak yerdik, haylaz çocuk olduğumuz gibisinden telakki etmeyin. Bizim kuşak öğrencilik günlerinde her sabah tırnak yoklaması yapılırdı, on parmağından bir tanesi hafif uzamış olsa bile öğretmenlerimiz kışın soğuk havada cetvellerle acımasızca vururlardı.
O yıllarda tırnak makasını kim bilirdi evlerde anamızın bez makaslarıyla tırnak kesmeye kalkardık. Saç kontrollerinde ensen veya faullerin biraz uzamışsa faullerinden tutup havaya kaldırırlardı.Okul saati dışında sokakta öğretmenimizle karşılaşmamak için Öğretmenimiz den saklanırdık. Öğretmenlerimiz canımızı çok acıtırlardı korkumuzdan sesimizi çıkaramazdık.
Bazı öğretmenlerimiz çok sadistleşirlerdi. Şimdiki öğretmen ve öğrencilere bakı yorumda gıptayla onları izliyorum! Adeta iki arkadaş gibi her konuda rahatlıkla her şeyi konuşabiliyorlar.
—Sabah okula girerken önlüğümüzün yakası inçe bir ipten yapılmış olduğu için sık sık kopardı. Analarımızın en çok şikâyetçi olduğu şeylerdi, iğne bulsa iplik bulunmazdı. Yaka sökük gidersen vay haline öğretmenin nar çubuğundan yaptığı çubukla acımasızca on tane onbeş tane gibi sayarak vurması kabul edilir gibi değildi.
Deneyimsiz ve tecrübesiz öğretmenlerin bu davranışları ileriki yıllarda olgunlaşma dönemimizi çok etkiledi. Ne zaman doğruları öğrenmeye başladık, okuma yazmayı çözünce, kitapları okumaya başlayınca..
—Okullarda dayakla büyüdük. Şimdiki gibi elektrik lamba ne gezer, gaz lambaları vardı! Camı islenirdi körelirdi, fitilini fazla açtığın zaman zaman kafamız, saçımız ütülenirdi, öğretmenden birde öyle dayak yerdik. Sırf öğretmenlerimizden korktuğumuz için okulumuzun yaz tatiline girmesini iple çekerdik.
Tam okul bitti derken Anamız-babamız gider imamla konuşup kuran kursuna yazdırmazlar mı?.yazında imamın korku telkinleri vs…Karnemi aldım birde baktım ki rahmetli babam küçük bir beyaz defteri elime tutuşturdu camiyi gösterdi;Her gün camide kuran kursu verilmekteydi.kurs da dualar öğretiliyordu ama hep Arapçaydı,siz Türkçe okuma ,yazmayı yeni sökmüş bir çocuğa birde Arapça öğretmeye kalkarsanız haliyle çuvallayacaktır,bocalayacaktır ve sonra imam efendiden yediğimiz dayakta cabası!.
Polisten korkmalar, Jandarmadan korkmalarımız, onları birer öçü gibi görmemiz o yılların mahsulüdür. Bunların sonucunda da topluma şiddet yanlısı birer varlık olarak hazırlandık’ veya hazırlatıldık. Bu gün geriye dönüp şöyle bir kıyaslama yapıldığında! Milli eğitimin hatalarını telafi etme konusunda bayağı bir yol kat ettiğini görüyoruz v sevinçle karşılıyoruz.
– HALİM ÖZTOPRAK