İçeriğe Geç
31 Ağustos 2026, Pazartesi
SON DAKİKA
Mustafa Denizhan Türker Yumurtalık Esnaf ve Sanatkârlar Kooperatifine Adaylığını AçıkladıADANABÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNDEN YUMURTALIK İLÇESİNDE CEM SARAÇ KONSERİYUMURTALIK İLÇESINE EMEKLİLER LOKALİ AÇILDIYUMURTALIK(AYAS)ANTİK KENTİNDE YAPILAN KAZILARDA 10.ADET KAYA MEZARLARI GÜNİŞİĞİNA ÇIKARILDIYUMURTALIK(AYAS) İLÇESİNİN TARİHCESİ VE KÜLTÜREL DEĞERLERİ BÖLÜM: 3YUMURTALIK’IN TARİHCESİ BÖLÜM-2ENERJİ BAKANI ALPASLAN BAYRAKTAR”CEYHAN’I ROTTERDAM YAPABİLİRİZ”YUMURTALIK İLÇESİNİN TARİHÇESİYUMURTALIK BELEDİYESİNDE KALDIRIM ÇALIŞMALARI HIZ KAZANDIBaşkan Erdinç Altıok: “Daha temiz ve yaşanabilir bir Yumurtalık için çalışıyoruz”Ceyhan İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği Polislerinden suç örgütlerine büyük darbe
Köşe Yazıları

HÖLLÜK

Avatar fotoğrafı HALİM ÖZTOPRAK · · 4 dakika okuma · 1.110

Eledim, eledim, höllük eledim
Aynalı beşikte canan bebek beledim
Büyüttüm, besledim, asker eyledim
Gitti de gelmedi canan buna ne çare

Büyüttüm, besledim, asker eyledim
Gitti de gelmedi canan buna ne çare

Bir güzel simadır aklımı alan
Âşkın ateşine canan sineme saran
Bizi kınamasın ehli dil olan
Yandı ciğerim canan buna ne çare
Bizi kınamasın ehli dil olan
Gitti de gelmedi canan buna ne çare
Gitti de gelmedi canan buna ne çare

Kaynak: LyricFind

 

Erzurum yöresine ait Yukarıdaki Ağıdın sözleri; Bir Annenin bin bir güçlükle büyütüp, beslediği bir tanesini askere gönderir. Fakat oğlu askerde şehit olur. Bu acıya, bu sonsuz ayrılığa annenin yüreği dayanamaz ve başlar ağıt yakmaya… İşte bu türkü; annenin içten gelen duygularının mısralara dökülmesi ile dilden dile söylenerek günümüze kadar gelmiş.

 

Höllük; Kırsal Mahalle ve Köylerde1970 Yıllarına kadar uygulanan bir gelenekti. Rahmetli Anacığım derdiki; Oğlum şu boş tenekeyle keseri al da Köyün dere yatağından kil toprak kazıda getir. Rutin her 3 veya 4 günde tekrarlanırdı. Kil Toprak önce dövülerek küçültülür ve bir elekten geçirildikten sonra bir tava içerisinde gazocağında ısıtılırdı. Amerikan bezi diğer bir adlarıyla Kapıt bezi, Pamuk bezine konur Beşikteki kardeşimize(belek) kundaklanırdı.

 

Kil Toprak Bebeğin altını sıcak tutar ve de sidiği de emdiği için bebekte pişik olmazdı. mis kokulu hazır çocuk bezleri, pişik krem ve yağları yoktu o zamanlar. Yine Anacığım hamilelik döneminde de Kil toprak içerisinden kahverengi olanları seçer kıtır kıtır yerdi. Bizler anamızın toprak yemesini yadırgardık ve de üzülürdük.

 

Özellikle yeni yetişen genç kızlar saçlarını kil toprak ezmesi ile yıkarlardı. Güzel görünsün diye. Teşt denilen leğenlerde banyo yaptırılırdık. Gazocağının gazı olmayınca yer ocaklarında bakır kaplarda yemek pişirilir ve külleri de hiç zayi edilmezdi. Onunla da bulaşık, kap, kacak yıkanırdı.

 

Radyo, Televizyonlar olmadığı için ev kadınları ve genç kızlar” ıstar” başına geçerlerdi. Her evde ıstar olurdu. Vakit geçirme aracıydı. Istarlarda; halı, kilim, kıl çoğullar dokunurdu. Köylerde elektrik yoktu. Öğretmenimizin verdiği ödevleri akşam “Gaz lambası” ışığında yapmaya çalışırdık. Sık sık saçımız ütülenirdi. Köyümüze 1970’ler de elektrik geldiğinde sevincimizden sabahlara kadar uyumadık. Sokak lambası ışığı altında oyun oynardık.

 

Kuru fasuleyii ıslatırdık yumuşayınca da ikiye ayrılır ve tekrar kurutur ve Ağaç filizlerinden küçük küçük keserek harfler yaparak sıra üzerinde yazılar oluştururduk. Siyah Önlüklerimizin üst kısmında Beyaz yakalar olurdu. Sık sık ilmeçleri veya düğmeleri kopardı Köy yerinde iğne bulsan ipliği bulamazdın,ipliği bulsan iğne bulamazdın.Yarın öğretmenime ben ne diyeğim kokusu ve Her sabah okulumuza girmeden andımızı okunur ve sınıfa girerken tırnak kontrolü yapılırdı.Tırnak makası bilinmezdi Anamızın Bez makasları ile tırnak kesmeye çalışırdık.

 

Demir den saç traş makineleri vardı ve oda herkesde yoktu. Olmayanlar olanlara gider rica minnet traş olunurdu, makinenin bıçakları körelmiş olur çanımızı acıtırdı. Dişin ağrısa berber arardın, Zaman zaman “Kırıkhan’dan”eli çantalı seyyar dişçiler gelirdi, su yerine bez parçaları kullanırlardı, hiçte hijyenik değildi ama çaresizlik vardı.

Okullar tatil olunca eli çantalı Romanlar sokaklarda  ”Sünnetci geldi, sünnetçi geldi” diye bağıranlardı.

 

Hiç modern oyuncağımız olmadı. Çöplükten(zibillikten) eski ayakkabı lastik topuklarını koparır bıçakla tekerlek haline sokar, ortasından bir çivi ve kamış geçirerek onu oyuncak haline getirirdik. Kendi oyuncağımızı kendimiz yapardık.

 

Şimdiki nesillere bu yazımız pek inandırıcı gelmeyebilir ama Gerçek yaşam böyleydi. Her şey doğaldı ama yaşam zahmetliydi. Teknoloji her zaman güzeldir, modernliktir, Çağdaşlıktır ama bizler o eski doğallığı hep özlüyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

Avatar fotoğrafı

HALİM ÖZTOPRAK

ABDUL HALİM ÖZTOPRAK (BİYOĞRAFİSİ) 1959 yılında Adana’nın Yumurtalık ilçesinde dünyaya gelen Abdul Halim Öztoprak, Yumurtalık Lisesinden mezun oldu. Uzun yıllardır yerel basın ve Ulusal basın, medya dünyasında aktif olarak görev yapan Öztoprak, gazetecilik mesleğine gönül vermiş, bölgesel ve ulusal mecralarda çeşitli yayınlara katkı sunmuştur. “Çukurovalılar Lobisi” dergisinin Yumurtalık temsilciliğini yapan ve burada makaleler kaleme alan Öztoprak, Posta ve Tan gazetelerinde de yazılar yazmıştır. Adana ve Ceyhan’da birçok yerel gazetede köşe yazarlığı yapmış, Mersin’de yayımlanan Çukurova yöresine yayın yapan Bölgesel Ekspres Gazetesi’nde haber muhabirliği görevinde bulunmuş. Türkiye Gazeteciler Federasyonu’nun Adana, Mersin, Kadirli, Ankara ve İstanbul gibi çeşitli illerde düzenlediği gazetecilik ve fotoğrafçılık mesleği çalıştaylarına katılmış; TRT tarafından verilen televizyon haberciliği eğitimlerini başarıyla tamamlamıştır. Ceyhan CRT TV’de haber müdürlüğü ve açık oturum programları yapımcılığı görevlerini üstlenmiş, TEMA Vakfı Ceyhan İlçe Başkan Yardımcılığı görevinde bulunmuştur. Gazeteci Şahin Özer ile birlikte “İpek Yolu Yerel Haber Gazetesi”ni, çıkarmış ve sonrasında Yumurtalık yerel ve mülki idarecilerin teşvikiyle de “Yumurtalık Haber Postası Gazetesi”ni hayata geçirmiştir. Yumurtalık’ta 9 yıl süreyle TEMA Vakfı temsilciliği yaparak, erozyonla mücadele seminerleri düzenlemiş, okullarla birlikte ağaç dikim etkinliklerine öncülük etmiştir. İlçe genelinde yaklaşık yüz binin üzerinde Fıstık çamı,keçi boynuzu,kral ağacı,Palmiye,zeytin ve okalüptüs fidanını toprakla buluşturmuştur. Tema Vakfı olarak ilçe Kaymakamlığı ve belediye Başkanlığı ile birlikte endemik bitki kum zambaklarının üremesi için korumaya alınmaları konusunda büyük çaba harcamıştır. İlçede çeşitli STK, vakıf, kooperatif ve derneklerde görev almış; 3 yıl boyunca düzenlenen “Kültür ve Turizm Festivali” organizasyonlarında da etkin rol oynamıştır. Kültürel mirasa da büyük katkılar sağlayan Öztoprak, “Toroslardan Yumurtalık’a Şiir Esintileri” programı ile Çukurovalı âşıkları ve şairleri Yumurtalıkta bir araya getirmiştir. Anadolu Ajansı, TRT ve İhlas Haber Ajansı gibi kuruluşların ilçe muhabirliğini yapan Abdul Halim Öztoprak; binlerce yazılı ve görsel habere imza atmıştır. Yumurtalık’ta bulunan Okenaios, Poseidon, Hippocampus ve Eros mozaiklerinin gün yüzüne çıkarılması ve kamuoyuna tanıtılması konusunda öncülük etmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığının,Bölgemizdeki üniversiteler ile “Çukurovanın Tarihi” konulu konferanslara katılmış ve Yumurtalık, Karataş ilçelerinde Turizmin geliştirilmesi ile ilğili Kültür ve Turizm Bakanlığının çalıştaylarında görev almıştır. Ayrıca bir dönem Ceyhan Aktif Gazeteciler Derneğinin ikinci başkanlığını da yapmış olan ve gazeteciliği bir kamu hizmeti olarak gören Abdul Halim Öztoprak, Gazeteciler ve Medyacılar Cemiyeti’nin Adana Yumurtalık İlçe Başkanı olarak görevine devam etmektedir.

İlgili Köşe Yazıları HaberleriTümü

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir